Salihlerle beraber olan, onlardan hiçbir şey öğrenemese bile, yedi ikrama kavuşur:
1- İlim talebesinin faziletine kavuşur.
2- Onlarla beraber iken günahtan uzak olur.
3- Evinden çıkışından itibaren rahmete girer.
4- Onlara inen rahmetten o da faydalanır.
5- Onları dinlerken, kendine sevap yazılır.
6- Melekler ondan memnun olup, dua eder.
7- Attığı her adım, günahına kefaret olur.Allahü teâlâ da ona altı ikramda bulunur:
1- İlim ehliyle bulunmayı ona sevdirir.
2- Âlime uyanlar gibi sevaba kavuşur.
3- O salihlerden birinin ÅŸefaatine kavuÅŸur.
4- Günahkârların gittiği yerlerden soğur.
5- O da salihlerin yoluna girmiÅŸ olur.
6- Dinimizin emirlerine uymuÅŸ olur.
Â
Bir kimse, Peygamber efendimize, (Kıyamet ne zaman kopacaktır?) diye sordu.
 Ona cevaben, (Kıyamet için ne hazırladın?) buyurdu. O kimse, (Fazla ibadetim
 yok. Fakat Allah ve Resulünü seviyorum) dedi. O kimseye, (Herkes sevdiği ile
 beraber olacaktır. Sen de, ahirette sevdiğinle beraber olacaksın)
buyurdu. (Buhari)
 İYİLERLE BERABER OLMAK tıklayınız
BÜYÜK ALİMLERİN HAYATI tıklayınız
Dinimizislam.com tıklayınız
Hakikatkitabevi.com tıklayınız
Hakikatkitabevi Evliyalar ansiklopedisi tıklayınız
Osman Ünlü.com tıklayınız
Huzura doğru.com. tıklayınız
Huzur Pınarı.com tıklayınız
İyilerle beraber olmaya çalışmalıdır  Â
İnsan ihsânın kulcağızıdır. Herkes kimden iyilik
görürse onu sevmeğe başlar.
Mübarek bir zâtın evine hırsız girmiş. Aramış-taramış,
fakat çalacak birşey bulamamış. Hırsız, birşey bulamadığı
 için üzüntülü birşekilde kendikendine söylenirken, mübarek
 zât, hırsızın arkasından seslenmiÅŸ; “acele etme” demiÅŸ.
Hırsız ÅŸaşırmış… Mübarek zât, “Sabah komÅŸular bana tereyaÄŸ,
bal, gibi yiyecek şeyler getirirler. Onları beraber yeriz. Sonra da
para getirirler, onların da hepsini sana veririm,… ama bir şartım
 var, sabaha kadar benim dediklerimi yapacaksın” demiÅŸ. Hırsız,
 ne yapacağım, demiÅŸ. Mübarek zât; “Abdest al, sabaha kadar
 beraber namaz kılacağız” demiÅŸ. Hırsız, ben namaz kılmasını
 bilmem, hiç kılmadım, demiÅŸ. Mübarek zât; “Olsun, sen benim
yaptıklarımı yaparsın” demiÅŸ. Böylece, sabah olmuÅŸ. Sabahleyin
 komÅŸular kahvaltılık getirmiÅŸler. Mübarek zât; “söz verdim, gel
 bunları yiyelim” demiÅŸ ve beraber yemiÅŸler. Hırsızın karnı doymuÅŸ.
Sonra yavaÅŸ yavaÅŸ bir atlı gelmiÅŸ, (atından inmeden, uzaktan) “babaaa”
diye seslenmiÅŸ, bir kese altını fırlatmış ve “bu senin” demiÅŸ gitmiÅŸ.
İçinden tam 250 tane altın çıkmış. Mübarek zât hırsıza; “al bunlar
senin, sana söz verdim, senin olsun” demiÅŸ. Hırsız, ÅŸaÅŸkınlıkla
 bakıp bakıp demiÅŸki; “Baba ben hırsızım ama sen benden dahabüyük
hırsızsın. Hatta dünyada senden daha büyük hırsız yok. Sen benim
 kalbimi çaldın. Artık ben buradan gitmem. Sana burada hizmet
 edeceÄŸim” demiÅŸ.Peygamber efendimiz ‘sallallahü aleyhi ve sellem’ sohbet ederken Â
yahudiler de dinlerlermiş. Yeni müslüman olmuş birisi Peygamber
efendimize, ya Resulallah, namazda kalbime çok vesvese geliyor,
 ne yapayım, diye sormuş. Yahudi bu arada fırsat bilip demişki;
abe kuzim bizim dinimizde vesvese yokdir, sen gel bizim tarafa,
demiş. Peygamber efendimiz kendileri cevap vermeğe bile lüzum
görmemişler, ya Ali, sen cevap ver, buyurmuşlar. Hazreti Ali
‘radıyallahü anh’; Ya Resulallah, boş eve hırsız girmez. Evde
bir ÅŸeyler olması lazım ki, hırsız girsin, buyurmuÅŸlar. …tabî
 kalbde îmân yoksa ÅŸeytan niye gelip vesvese versin..Peygamber efendimiz ‘sallallahü aleyhi ve sellem’ hazreti Aliye, Â
“Ya Ali, müslümanın iki alameti vardır. Birincisi; cömert olmak,
 ikincisi; güler yüzlü olmak. Kafirin de iki alameti vardır. Hasis
 olmak ve çatık kaÅŸlı olmak”, buyurmuÅŸlar. Cömert olmak,
dünyaya düşkün olmamakdır ki dinimizin ÅŸiarındandır.Tevekkül etmek demek, bomboÅŸ, tenbel tenbel oturup Â
beklemek demek değildir. Sebebe yapışıp, el açıp dua etmek
 demektir. Sadece sebebe yapışıp da, dua olmazsa, işi sebepten
 bilmek olur ki tehlikelidir. Halbuki, dua da lazımdır. Sadece
dua edip, sebebe yapışmamakta olmaz. Mü’min işini, müsebbibden,
münafık ise, sebepten bilir.Asıl olmadan, görüntü olmaz. Aynanın karşısında cisim varsa Â
görüntü vardır. Cisim yoksa, görüntü de yoktur. Asıl (hakikat)
ahiretdir, görüntü ise dünyadır. Ahiretteki asıl, cennette ise,
bunun dünyadaki görüntüsü, izdüşümü belli yerlerdedir.
Cehennemde ise, görüntü kötü yerlerde görülür. Dünyadaki
görüntü, ahiretteki aslın, hakikatin alametidir. Onun için,
iyiler iyileri, kötüler kötüleri bulur. Ne yapıp yapıp, iyilerle
beraber olmağa çalışmalıdır.
Subscribe to the comments via RSS Feed