ZİLHİCCE AYININ FAZİLETİ

Zilhicce ayının fazileti Sual: Zilhicce ayının fazileti nedir? CEVAP Kurban bayramının bulunduğu aya Zilhicce denir. Zilhicce ayının ilk on gününde yapılan ibadetlerin kıymeti çoktur. Bu husustaki hadis-i şeriflerden birkaçı şöyledir: (Zilhiccenin ilk günlerinde tutulan oruç bir yıl oruç tutmaya, bir gecesini ihya etmek de Kadir gecesini ihya etmeye bedeldir.) [İbni Mace] (Zilhiccenin ilk on gecesinde yapılan amel için, 700 misli sevab verilir.) [Beyheki] (Terviye günü oruç tutup günah söz söylemeyen Müslüman, Cennete girer.) [Ramuz] (Zilhiccenin ilk 9 günü oruç tutan, her günü için yüz köle azat etmiş veya cihad edenlere yüz at vermiş yahut Kâbe’ye kurban için yüz deve göndermiş gibi sevab alır.) [R. Nasıhin] (Bu on günün hayrından mahrum olana yazıklar olsun! Bilhassa dokuzuncu [Arefe] günü oruçla geçirmelidir! Onda o kadar çok hayır vardır ki, saymakla bitmez.) [T. Gafilin] (Zilhiccenin ilk 9 günü oruç tutana, her günü için bir yıllık oruç sevabı verilir.) [Ebul Berekat] (Zilhiccenin ilk on günü fazilette bin güne, Arefe günüyse on bin güne eşittir.) [Beyheki] (Zilhiccenin ilk on gününde yapılan amellerden daha kıymetlisi yoktur.) [Taberani] Allah indinde zilhiccenin ilk on gününde yapılan amellerden daha kıymetlisi yoktur. Bugünlerde tesbihi, tahmidi, tehlili ve tekbiri çok söyleyin!) [Taberani] Tesbih: Sübhanallah, Tahmid: Elhamdülillah, Tehlil: Lâ ilâhe illallah, Tekbir: Allahü ekber, demektir. Peygamber efendimiz, Zilhiccenin ilk on gününde yapılan amellerin, diğer aylarda yapılan amellerden daha kıymetli olduğunu bildirince, Eshab-ı kiram, (Ya Resulallah, bu ayın ilk günleri yapılan ameller, Allah yolundaki cihaddan da mı daha kıymetlidir?) dediklerinde, (Evet, cihaddan da kıymetlidir; ancak canını, malını esirgemeden harbe gidip şehid olanın cihadı daha kıymetlidir) buyurdu. (Buhari) Hazret-i Ebüdderda buyurdu ki: Zilhiccenin ilk dokuz günü oruç tutmalı, çok sadaka vermeli, çok dua ve istiğfar etmelidir; çünkü Resulullah, (Bu on günün hayır ve bereketinden mahrum kalana yazıklar olsun) buyurdu. Zilhiccenin ilk dokuz günü oruç tutanın ömrü bereketli olur, malı çoğalır, çoluk çocuğu belalardan muhafaza olur, günahları affolur, iyiliklerine kat kat sevab verilir, ölürken kolay can verir, kabri aydınlanır. Cennette yüksek derecelere kavuşur. (Şir’a) Her hafta saç, sakal, tırnak kesmek sünnettir. İbni Âbidin hazretleri, (Zilhicce ayının ilk on günü, bu sünnetleri geciktirmemeli. (Kurban kesecek kimse, Zilhicce ayı girince, saçını ve tırnağını kesmesin) hadis-i şerifi, emir değildir. Bunları, kurban kesinceye kadar geciktirmek müstehabdır) buyurmaktadır. Kurban kesecek kimsenin, Zilhicce ayının ilk gününden, kurban kesinceye kadar, saçını, sakalını, bıyığını ve tırnağını kesmemesi müstehabdır; fakat vacib değildir. Bunları kesmesi günah olmaz ve kurban sevabı azalmaz. Bu on gün içinde bir hasta ziyaret eden, Hak teâlânın dostları olan kulların hatırını sormuş ve ziyaret etmiş gibi olur. Bu on gün içinde Ehl-i sünnete uygun bir kitap okumak çok sevabdır. Din ilmini, Ehl-i sünnet itikadını öğrenmek kadın erkek herkese farzdır. Çocuklara öğretmek, birinci görevdir.

Add comment Kasım 17, 2009

BELANIN GELİŞİ

Belanın geliş sebepleri
Sual:
İnsana bela niçin gelir?
CEVAP
İnsanlara dert, bela, musibet birkaç bakımdan gelir:
1- Bunlardan birisi işlediğimiz günahlar sebebiyledir. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: Belaların gelmesine sebep günah işlemektir. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Size gelen musibet, işlediğiniz [günahlar] yüzündendir.) [Şura 30]
(Sana gelen kötülük, kendindendir, [günahların yüzündendir.]) [Nisa 79]
(Bir millet, kendini bozmadıkça, Allah onların hallerini değiştirmez.) [Rad 11]
2- Bela, hastalık ve musibetler, günahların kefareti [affolması] için gelir. Dünyada musibetlere maruz kalıp da güzelce sabreden kimse, ahirete günahsız gider.
Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Her musibet, affedilecek bir günah için gelir.) [Ebu Nuaym]
(Mümine gelen her sıkıntı, günahlarına kefaret olur.) [Buhari]
(Müminin günahları affoluncaya kadar bela ve hastalık gelir.) [Hakim]
İnsan kendisine gelen beladan hoşlanmaz. Halbuki günahları affolacak ve güzel sabrederse ahirette büyük nimetlere kavuşacaktır. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruldu ki:
(Hoşlanmadığınız bir şey, belki de sizin için hayırlıdır.) [Bekara 216]
3- Cennette yüksek derecelere kavuşması için mümine musibet gelir. Bunun için Peygamberlere çok bela gelmiştir. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Nimete kavuşması için insana musibet gelir.) [Buhari]
(Musibet, kavuşulacak bir derece için gelir.) [Ebu Nuaym]
(Allahü teâlânın hayrını murad ettiği kul, belaya maruz kalır.) [Taberani]
(Kişi, hep sıhhat ve selamette olsa idi, bu ikisi onun helakı için kâfi gelirdi.) [İ.Asakir]
(Mümin, keler deliğine saklansa, ona, eza edecek biri musallat olur.) [Beyheki]
(Dünya, [Cennetteki nimetlerin yanında] mümine zindandır.) [Müslim]
(Allah’ı ve Resulünü seven, belaya [hazırlıklı olsun] zırh giysin!) [Beyheki]
(En şiddetli bela, Peygamberlere, velilere ve benzerlerine gelir.) [Tirmizi]
Demek ki belanın en şiddetlisi, Allahü teâlânın çok sevdiği kimselere geliyor. Belalara sabır, sıddıkların derecesidir. Peygamber efendimiz, kendisine gelecek musibetlere karşı dayanma gücü vermesi için Allahü teâlâya dua ederdi.
4- Bela, imtihan için de gelir. Bakalım kul, Allahü teâlânın gönderdiği belaya razı olacak mı, olmayacak mı? Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Şüphe edilen altın, ateşle muayene edildiği gibi, insan da bela ile imtihan olur.) [Taberani]
 (Ya Rabbi, beni sevene, hayırlı mal ver! Bana düşmanlık edene de çok mal, çok evlat ver!) [İbni Asakir]

 

Belanın gelişi    

Sual: Başımıza gelen belayı nasıl karşılamak gerekir?

CEVAP

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:

Dostlara dünya sıkıntılarının ve belaların gelmesi, bunların günahlarının affolması için kefârettir. Yalvararak, ağlayarak ve sığınarak, kırık kalb ile Allahü teâlâdan af ve âfiyet dilemelidir. Duanın kabûl olunduğu anlaşılıncaya ve fitneler kalmayıncaya kadar, böyle dua etmelidir. Dostlarınız ve iyiliğinizi isteyen sevenleriniz de, sizin için duâ etmekte iseler de, dertlinin kendisinin yalvarması daha yerinde olur. İlâç almak ve perhiz yapmak, hastaya lâzımdır. Başkalarının yapacağı, olsa olsa, ona yardımcı olmaktır.

Sözün doğrusu şudur ki, sevgiliden [Allahü tealadan] gelen her şeyi, gülerek, sevinerek karşılamak lâzımdır. Ondan gelenlerin hepsi tatlı gelmelidir. Sevgilinin sert davranması, aşağılaması, ikram, ihsan ve yükseltmek gibi olmalıdır. Hatta, kendi nefsinin böyle isteklerinden daha tatlı olmalıdır. Seven böyle olmazsa, sevgisi tâm olmaz. Hatta, seviyorum demesi, yalancılık olur.  (c. 2, m. 75 )

 

Add comment Kasım 12, 2009

RAMAZAN AYI

Add comment Ağustos 18, 2009

Regaip Gecesi

MÜBAREK GÜN VE GECELER İÇİN TIKLAYINIZ
 
Sual: Regaib gecesi ne zamandır? Bu geceye mahsus namaz var mı?
CEVAP
Receb-i şerifin ilk Cuma gecesine Regaib gecesi denir. Her Cuma gecesi kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince, daha kıymetli oluyor. Allahü teâlâ, bu gecede, mümin kullarına, ragibetler, yani ihsanlar, ikramlar yapar. Bu geceye hürmet edenleri affeder. Bu gece yapılan dua red olmaz ve namaz, oruç, sadaka gibi ibadetlere, sayısız sevaplar verilir.

Bu gece, Peygamber efendimizin babasının evlendiği gece değildir. Böyle söylemek yanlıştır. Resulullahın dokuz aydan önce dünyayı teşrif etmiş olduğunu bildirmek olur ki, bu da, noksanlık ve kusurdur. Her bakımdan, her insanın üstünde ve her bakımdan kusursuz olduğu gibi, Âmine validemizi nurlandırdığı zaman da, noksan ve kusurlu değildi. Bu zamanın noksan olması, tıp ilminde ayb ve kusur sayılmaktadır.

Bu geceye mahsus bir namaz yoktur. Regaib gecesini ibadetle geçirmeli, kazası olan, hiç değilse bir günlük kaza namazı kılmalı! Kazası olmayan da nafile namaz kılar, Kur’an-ı kerim okur, tesbih çeker, tevbe istiğfar eder. Bugün oruç tutup, gecesini de ihya etmek çok sevaptır. Mübarek gecelerde ve her zaman ilim öğrenmek hepsinden daha faziletlidir. İlmihal bilgileri en kıymetli ilimdir.

Perşembe günü oruç tutup gecesini de ihya etmek çok sevaptır. Perşembe ile birlikte, Cuma günü de oruç tutmakta mahzur yoktur. (Gunye)

Receb ayında oruç tutmak faziletlidir. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Receb ayında Allah’a çok istiğfar edin; çünkü Allahü teâlâ Receb ayının her vaktinde Cehennemden azat ettiği kulları vardır. Ayrıca Cennette öyle köşkleri vardır ki, ancak Receb ayında oruç tutanlar girer.) [Deylemi]

(Allahü teâlâ, Receb ayında oruç tutanları mağfiret eder.)
[Gunye]

(Receb-i şerifin bir gün başında, bir gün ortasında ve bir gün de sonunda oruç tutana, Recebin hepsini tutmuş gibi sevap verilir.)
[Miftah-ül-cenne]

(Ramazan ayı dışında Allah rızası için bir gün oruç tutan, iyi bir yarış atının bir asırda alacağı mesafe kadar Cehennemden uzaklaşır.) [Ebu Ya’la]

(Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez: Regaib gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi, Ramazan bayramı ve Kurban bayramı gecesi.)
[İ.Asakir]

(Receb büyük bir aydır. Allahü teâlâ bu ayda hasenatı kat kat eder. Receb ayında bir gün oruç tutan, bir yıl oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. 7 gün oruç tutana, Cehennem kapıları kapanır. 8 gün oruç tutana Cennetin 8 kapısı açılır. On gün oruç tutana, Allahü teâlâ istediğini verir. 15 gün oruç tutana, bir münadi,
“Geçmiş günahların affoldu” der. Receb ayında Allahü teâlâ Nuh aleyhisselamı gemiye bindirdi ve o da, Receb ayını oruçlu geçirdi. Yanındakilere de oruç tutmalarını emretti.) [Taberani]

(Receb ayında, takva üzere bir gün oruç tutana, oruç tutulan günler dile gelip
“Ya Rabbi onu mağfiret et” derler.) [Ebu Muhammed]

(Receb’in ilk Cuma gecesini
[Regaib gecesini] ihya edene, kabir azabı yapılmaz. Duaları kabul edilir. Yalnız, yedi kimsenin duası kabul olmaz: Faizci, Müslümanları aşağı gören, ana babasına eziyet eden, Müslüman olan ve dinin emirlerine uyan kocasını dinlemeyen kadın, çalgıcı, livata ve zina eden, beş vakit namazı kılmayan.) [S. Ebediyye]

[Bunlar, bu günahlardan vaz geçmedikçe, tevbe etmedikçe, duaları kabul olmaz.]
Receb ayında yapılan dua kabul edilir, hatalar affedilir. Günah işleyenin cezası da kat kat olur.

Hazret-i Hüseyin
(radıyallahü anh) anlatır:
“Kâbe’yi tavaf ederken yanık sesle Allahü teâlâya dua eden bir kimsenin sesini işittik. Babam bunu çağırmamı emretti. Güzel yüzlü temiz bir kimseydi. Ancak sağ tarafı felç olmuş, kurumuş, hareketsiz idi. Ona dedim ki:
- Sen kimsin, vaziyetin ne böyle?
- Menâzil bin Lâhık… Ben çalgı çalmakla, şarkı söylemekle şöhret salmış, Arabistan’ın artisti denilen ünlü bir kimseydim. Hep nefsin arzuları peşinde koştum. Recep ve Şaban aylarında bile bu günahlara devam ederdim. Salih babam, beni bu günahlardan kurtarmaya çalıştı. Bana, (Allahü teâlânın azabı şiddetlidir, bir anda kahredebilir. Kötü arkadaşlardan vazgeç, bu kötü işleri bırak! Melekler ve bu aylar senden şikayet ediyorlar) dedi. Nasihate hiç tahammülüm yoktu. Babamın üzerine yürüyüp, döverek susturdum. Üzüntülü ve kırık kalble, (Bu aylarda oruç tutar, geceleri ibadet ederim. Beytullaha gidip şerrinden korunmak için Allahü teâlâdan yardım dilerim) dedi.

Bir hafta oruç tutup Kâbe’ye giderek, (Ey Rabbim, mazlumların âhını yerde bırakmazsın. Bu ayda, bu mübarek yerlerde yapılan duaları reddetmezsin. Hakkımı oğlumdan al, onu felç et) diye dua etti. Henüz duası bitmeden sağ tarafım felç oldu. Bunu görenler, (Baba bedduasına uğramış kişi) derler.

- Baban bu haline ne dedi?
- Babamdan af ve özür diledim. Onun da babalık şefkati galip gelerek beni bağışladı. Beddua ettiği yerde, bu sefer şifa bulmam için hayır dua etmek üzere deve ile Beytullaha gelirken, devenin ürkmesi ile babam düşüp öldü. Şimdi çaresizim.

Babam Hazret-i Ali, bu gence dua etti. Recebde yaptığı bu dua bereketiyle Allahü teâlâ ona şifa ihsan eyledi.”

Add comment Haziran 25, 2009

İman nedir

İman, bildirilen altı esasa inanmak ve Allahü teâlâ tarafından bildirilen, Muhammed aleyhisselamın Allahü teâlâ tarafından getirdiği emir ve yasakların hepsine inanmak ve inandığını dil ile söylemek demektir.

Amentü şöyledir:
Âmentü billahi ve melaiketihi ve kütübihi ve rüsülihi vel yevmil ahiri ve bilkaderi hayrihi ve şerrihi minallahi teâlâ vel ba’sü ba’del mevti hakkun. Eşhedü en lâ ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resülühü.
[Yani, Allah’a, meleklerine, gönderdiği kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna, öldükten sonra dirilmeye inanıyorum. Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed aleyhisselamın da Allah’ın kulu ve son Peygamberi olduğuna şehadet ediyorum

DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

Add comment Haziran 9, 2009

ŞİİRLER

Add comment Mayıs 22, 2009

İman ve İslam farklı mıdır?

Ehl-i sünnet âlimleri, Peygamber efendimizin bildirdiği tarifi aynen aktarıyor. İman, Amentü’de bildirilen altı esasa inanmaktır. Amentü olarak bildirilen hadis-i şerifin meali şöyledir:
(İman; Allah’a, meleklere, kitaplara, peygamberlere, ahiret gününe, [yani Kıyamete, Cennete, Cehenneme, hesaba, mizana], kadere, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna, ölüme, öldükten sonra dirilmeye, inanmaktır. Allah’tan başka ilah olmadığına ve benim Onun kulu ve resulü olduğuma şehadet etmektir.) [Buhari, Müslim, Nesai]

Meşhur Cibril hadisi de, imanın ve İslam’ın şartlarını açıklıyor:

DEVAMI İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ

Add comment Mayıs 22, 2009

NİKAH NASIL KIYILIR

Nikah şöyle kıyılır:
Nikah yapacak efendi, önce zevcenin adını, Mesela Fatıma bint-i Ahmed yazar.
Sonra zevcenin vekilini, Mesela Ali bin Zeyd yazar.
Sonra iki erkek şahidin adını yazar. Sonra zevcin adını, Mesela Ömer bin Hüseyin diye yazar.
Sonra, zevc yoksa zevcin vekilinin adını yazar.
Sonra, iki tarafa sorarak, uyuştukları mehr-i müecceli ve mehr-i muacceli yazar.
Sonra, istiğfar okur. Euzü Besmele okur.
(Elhamdü lillahillezî zevvecel ervâha bil eşbâh ve ehallennikâha ve harremessifâh. Vessalâtü vesselâmü alâ resûlinâ Muhammedinillezî beyyenel-harâme vel-mubâh ve alâ Âlihi ve Eshâbi-hillezîne hüm ehlüssalâhi velfelâh) der.

EVLİLİK VE AİLE İLGİLİ KONULAR  TIKLAYINIZ

3 comments Mayıs 22, 2009

İmanın zirvesine çıkmak

Sual: Hep Allah’ın varlığını ispat eden yazıları okumakla kolayca imanın zirvesine çıkabilir miyiz?
CEVAP
O tip yazı okumakla imanın zirvesine çıkılmaz. Resulullah efendimiz, zirveye nasıl çıkılacağını bildirmiştir. Bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Şunları yapmak imanı zirveye çıkarır:
1- Allah’ın hükmüne karşı sabretmek
2- Kaza ve kadere rıza göstermek
3- Tam tevekkül sahibi olmak

4- Allah’a tam teslim olmak.) [Ebu Nuaym]
Şimdi bu dört maddeyi kısaca açıklayalım:

Sabır:
DEVAMI İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ

Add comment Mayıs 22, 2009

DOĞRU İMAN

Bazıları Allah’a inanan herkesin Cennete gideceğini sanıyor. Bu çok yanlıştır. Amentü’deki altı esastan birine inanmayanın imanı geçersizdir. Bunun için inanmak değil, doğru inanmak önemlidir. Ahirette kurtulmak, ibadetin çok olmasına değil, doğru imana bağlıdır. İhlaslı ameli az da olsa, hatta hiç ameli olmasa, zerre kadar doğru imanı olsa yine Cennete girer. Bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Kalbinde zerre kadar imanı olan Cehennemde kalmaz.) [Buhari, Müslim]

Dünyadan herkes ahirete yolculuk yapıyor. Herkes bir vasıtaya binip gidiyor. Bir vasıtaya binmek değil, doğru vasıtaya binmek önemlidir. Yanlış vasıtaya binen, istediği yere değil, vasıtanın gittiği yere gider. Kâbe’ye gitmek için niyet edip Paris’e giden uçağa binen, niyeti halis olsa da Kâbe’ye varamaz.
İmanın doğru olması için gerekli şartlardan bazıları:

1- İmanda sabit olmak:
Üç yıl sonra dinden çıkacağım diyen, o anda dinden çıkar.

2- Havf ve reca arasında olmak: Yani Allah’ın azabından korkup, rahmetinden ümit kesmemek.

3- Can boğaza gelmeden iman etmek:
Ölürken, ahiret hallerini gördükten sonra kâfirin imanı geçerli olmaz. Fakat o anda da, müslümanın günahlardan tevbesi kabul olur.

4- Güneş batıdan doğmadan önce iman etmek:
Güneş batıdan doğunca tevbe kapısı kapanır.

5- Gaybı yalnız Allahü teâlâ bilir:
Fakat Allah’ın bildirdiği peygamber veya evliya da bilebilir.

6- Kâfirliğe sebep olan bir şeyi kullanmamak ve söylememek gerekir:
Mesela haç takmamak, şakadan da olsa, ben kâfirim dememek gerekir.

7- Dini bir hükümde şüphe etmemek:
Mesela namaz farz mı, şarap haram mı diye tereddüt etmemek.

8- İtikadını İslam dininden almak:
Tarihçilerin, felsefecilerin değil, Muhammed aleyhisselamın bildirdiği şekilde iman etmek gerekir.

9- Hubbi fillah, buğdi fillah üzere olmak:
Sevgi ve nefreti yalnız Allah için olmak. Allah düşmanlarını sevmek, onları dost edinmek, Allah dostlarına düşman olmak küfrü gerektirir. Mesela Sokratı sevmek, imam-ı Gazali hazretlerine düşman olmak gibi.

10- Ehl-i sünnet vel cemaate uygun itikad etmek.

DEVAMI İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ

İMAN VE İSLAM LÜTFEN TIKLAYINIZ

Add comment Mayıs 6, 2009

Gıybet

Belli bir mümin veya zimmi kâfirin aybını, onu kötülemek için arkasından söylemek, gıybet olur. Gıybet, haramdır. Dinleyen, o kimseyi tanımıyorsa, gıybet olmaz.

Gıybet olunan kimse, bedeninde, nesebinde, ahlakında, işinde, sözünde, dininde, dünyasında, hatta elbisesinde, evinde, hayvanında bulunan bir kusur, arkasından söylendiği zaman, bunu işitince üzülürse, gıybet olur. Duyunca üzüleceği bir sözü yüzüne karşı da söylemek günahtır.

Kapalı söylemek, işaret ile, hareket ile bildirmek, yazı ile bildirmek de, hep söylemek gibi gıybettir.

DEVAMI İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ

Add comment Mayıs 6, 2009

Amentü

Her müslümanın, çocuklarına (Amentü billahi ve Melaiketihi ve Kütübihi ve Rüsulihi vel Yevmilahiri ve bil Kaderi hayrihi ve şerrihi minallahi teâlâ vel-ba’sü ba’delmevti hakkun Eşhedü en La ilahe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü) ezberletmeli, manasını iyice öğretmelidir! Çocuk bu altı şeye inanmazsa büluğa erince müslüman değildir, mürted olur

Amentü’yü okumak ve dinlemek için tıklayınız. 

Tecdid-i İman Duası

Ya Rabbi! Büluğa erdiğim andan bu ana gelinceye kadar, İslam düşmanlarına ve bid’at ehline aldanarak, edindiğim yanlış, bozuk itikadlarıma ve bid’at, fısk olan söylediklerime, dinlediklerime, gördüklerime ve işlediklerime pişman oldum, bir daha böyle yanlışları yapmamaya azm, cezm ve kasd eyledim. Peygamberlerin evveli Âdem aleyhisselam ve ahiri bizim Peygamberimiz Muhammed aleyhisselamdır. Bu iki Peygambere ve ikisi arasında gelip geçmiş Peygamberlerin hepsine iman ettim. Hepsi haktır. Bildirdikleri doğrudur.

(Âmentü billah ve bi-mâ câe min indillah, alâ murâdillah, ve âmentü bi-Resûlillah ve bi-mâ câe min indi Resûlillah alâ murâd-i Resûlillah, âmentü billâhi ve Melâiketihi ve kütübihi ve Rüsülihi velyevmil-âhiri ve bilkaderi hayrihi ve şerrihi minallâhi teâlâ vel-ba’sü ba’delmevti hakkun eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resûlüh.)

Tecdidi İman ve Nikah Duası

 

Nikah tazelemek çok kolaydır. Hanımdan vekalet aldıktan sonra, iki şahit yanında, (Öteden beri, nikahlım olan hanımımı, onun tarafından vekaleten ve tarafımdan asaleten kendime nikah ettim) denir.

Şu duayı da okumak iyi olur:
(Allahümme inni üridü en üceddidelimane vennikaha tecdiden bi-kavli lailahe illallah Muhammedün resulullah)

Add comment Mayıs 6, 2009

AZ UYKU-ALLAH SEVGİSİ

Allah sevgisinin alametlerinden birisi AZ uyumaktır. Gece çok AZ, gündüz çok uyumak, hastalığa sebep olur. Az yemek bedene, AZ uyumak ruha rahatlık verir. Çok uyumak zararlıdır. Çok yiyip içen istemese de çok uyur. Az yiyip içmek ve AZ uyumak gerekir. Çok yiyen çok su içer. Çok su içen çok uyur. Çok uyuyanın ömrü uyku ile geçtiği için dünya ve ahiret kazancına mani olur. Bir hadis-I şerifte, (İşlerin hayırlısı vasat olanıdır. Din, ifrat ve tefritin ortasındadır) buyuruldu. (Beyheki)

[Vasat, orta yoldur. İfrat, normalden fazla, tefrit, normalden AZ demektir. Mesela çok uyumak ifrat, pek AZ uyumak tefrittir. Çok yiyip içmek ifrat, çok AZ yemek tefrittir.]

Uykuya düşkün murada eremez, gece dağılan nimeti göremez. Cenab-ı Hak her gece, (Dua Eden yok mu, duasını Kabul edeyim) buyurur. (Buhari)

Hadis-I şeriflerde buyuruldu ki:
(Cehennemden kaçıp, Cenneti isteyenin gözüne uyku girmez.) [İ.Mende]

(Ümmetim için en çok korktuğum şey, göbek büyüklüğü, uykuya devam, tembellik ve iman zayıflığıdır.) [Deylemi]

(En üstün amel, herkes uykuda iken gece namaz kılmaktır.)
[C.Yolu]
(Yemekten sonra uyumak kalbi katılaştırır.) [İbni Mace]

(Çok uyumak, insanı ahirette fakir eder.)
[Beyheki]
(Allahü teâlâ, çok uyuyanı sevmez.)
[İ.Gazali]

(Sabah uykusu, acizlik, tembellik, gevşeklik ve unutkanlığa sebep olur.) [İ. Maverdi]

(Sabah namazından sonra, güneş doğana kadar uyumayın!)
[Beyheki]

(Sabahları uyuyan sırt ve bel ağrılarına müptela olur.) [İ. Şarani]

(Kuşluk uykusu zamansız, kaylule faydalıdır. Akşam üstü uyumak ahmaklıktır.)
[İ. Maverdi]

(Çok yiyip içene ve çok uyuyana Allahü teâlâ buğzeder.) [İ. Gazali]

(Annesi, Hazret-I Süleyman’a
“Çok uyuma, çok uyku kıyamette insanı fakir bırakır” dedi.) [İbni Mace]

(Sabah uykusu rızka manidir.)
[Beyheki]

Hazret-I Fatıma anlatır: Sabah namazından sonra yattım. Babam, beni uyandırıp, (Kızım kalk, gafillere benzeme! Allahü teâlâ rızıkları, sabah namazının vaktinde verir) buyurdu. [Beyheki]

Allahü teâlâ, (Beni sevdiğini söyleyip de, sabaha kadar uyuyan, yalancıdır. Çünkü dost, dostla sohbet ister. Gafleti bırakıp beni anar, sohbetime kavuşur) buyurdu. (M.Name)

Sabah kalkarken
Erken yatıp erken kalkmaya çalışmalıdır! Özürsüz sabah vakti uyumak uygun değildir. Hadis-I şerifte buyuruldu ki:
(Günün evvelinde uyumak aklı azaltır, ortasında uyumak [kaylule yapmak] enbiya ve evliyanın ahlakındandır. Gündüzün sonunda uyumak tembelliktir.) [Şir’a]

(Şu dört şeye riayet edenin kendisi ve aile efradı muhtaç duruma düşmez:
1- Sabahtan önce kalkıp namaz kılmak,
2- Vakit girmeden abdest almak,
3- Ezandan önce mescide girmek,
4- Vitir namazından sonra konuşmamak.)

Her sabah kalkınca şunları yapmalıdır:
1- Kalkar kalkmaz Allahü teâlâyı anmalı!
2- Durumuna uygun şekilde giyinmeli!
3- Abdest almalı! Hep abdestli durmaya çalışmalı!
4- Namazı vaktinde ve noksansız kılmalı!
5- Rızkı Allahü teâlânın verdiğine inanıp helalden talep etmeli!
6- Allahü teâlânın taksimatına razı olmalı, verdiklerine kanaat etmeli!
7- Allahü teâlâya tam tevekkül etmek.
8- Allahü teâlânın takdirine razı olarak sabretmeli!
9- Onun verdiği bütün nimetlere şükretmeli! En büyük nimet müslüman olmaktır.
10- Helalinden kazanıp helalinden yemelidir! (T. Gafilin)

Add comment Mayıs 3, 2009

ALIŞ VERİŞ BİLGİLERİ

Add comment Mayıs 3, 2009

Sabır

Sual: Sabrın önemi nedir? Neye sabretmek daha çok sevaptır?
CEVAP
Sabır üç çeşittir. En önemlisi günah işlememeye sabırdır. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Sabır üç çeşittir: 1- Belaya, musibete sabır, 2- Din bilgilerini öğrenirken ve ibadetlerini yaparken sabır, 3- Günah işlememek için sabır. Belaya sabredene 300, ibadet yapmaya sabredene 600, günah işlememeye sabredene ise, 900 derece ihsan edilir.) [Ebuşşeyh]

Musa aleyhisselam, Hızır aleyhisselama, (Ledün ilmine nasıl kavuştun?) diye sorunca, o da, (Günah işlememeye sabretmek sayesinde) diye cevap verdi.

Kur’an-ı kerimde sabrın önemi çok âyette bildiriliyor. Üç âyet meali şöyledir:
(Sabredenlere, mükafatlar hesapsız verilir.) [Zümer 10

DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

1 comment Mayıs 3, 2009

Az yemenin faydaları

Sual: Oruç tutarak aç durmanın faydaları nelerdir?
CEVAP
Oruç tutmak başka, aç durmak başkadır. Aç durmanın faydaları:
1- Aç duranın basireti açılır. Anlayış kabiliyeti artar. Hadis-i şerifte, (Aç duranın idraki artar, zekası açılır) ve (Tefekkür, ibadetin yarısı, az yemek ise tamamıdır) buyuruldu. (İ. Gazali)

Çok yiyen çok uyur, çok uyuyanın da ömrü boşa geçer. Çok yiyenin zekası ve zihni dumura uğrar. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Çok yiyip içeni Allahü teâlâ sevmez.) [İ.Gazali]

2-
Açlık, kalbde incelik doğurur. Hadis-i şerifte, (Az yiyenin içi nurla dolar) ve (Allahü teâlâ, az yiyip içen ve bedeni hafif olan mümini sever) buyuruldu. (Deylemi)

DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

Add comment Nisan 29, 2009

İnsan başı boş değildir

Bir okuyucu, ateist bir bayanın şu görüşlerini yazmış:
“İnsanın et yemeye gereksinimi [ihtiyacı] vardır. İslam dini domuzu yasaklamakla bizi bu gıdadan yoksun ediyor.

Ateistin tesettürü, D vitaminine engel gibi göstermesi de çok gülünçtür. Soğuk ülkelerde yaşayan insanlar ister istemez kapalı geziyorlar. D vitamini alamadıkları için hasta mı oluyorlar? İslam ülkelerindeki tesettürlü bayanlar, kapandıkları için, raşitizm hastası mı oluyorlar?

DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

Add comment Nisan 23, 2009

Kur’an-ı kerimde sayı yok mu?

(Kurban kesemeyen kimse hac günlerinde 3, memleketine döndüğü zaman 7 olmak üzere oruç tutar ki hepsi tam 10 gündür.) [Bekara 196]

Devamı için tıklayınız

Add comment Nisan 21, 2009

Kur’an, müminler için şifadır

Neden bahsederse bahsetsin, Kur’an-ı kerimin her âyeti, her harfi şifadır.
Hadis-i şerifte, (İlaçların en iyisi Kur’an-ı kerimdir) buyuruldu. (İbni Mace)

devamı için lütfen tıklayınız

Add comment Nisan 21, 2009

İMAN VE İSLAM

(İman; Allah’a, meleklere, kitaplara, peygamberlere, ahiret gününe, [yani Kıyamete, Cennete, Cehenneme, hesaba, mizana], kadere, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna, ölüme, öldükten sonra dirilmeye, inanmaktır. Allah’tan başka ilah olmadığına ve benim Onun kulu ve resulü olduğuma şehadet etmektir.) [Buhari, Müslim, Nesai]
Hazret-i Ömer anlatır:
Bir gün, Resulullahın yanında oturuyorduk. Tanımadığımız bir adam gelip sordu:
- İslam ne demektir ya Resulallah?
- Kelime-i şehadet söylemek, her gün beş vakit namaz kılmak, Ramazan ayında oruç tutmak, zekat vermek ve gücü yeterse Hacca gitmek.

DETAY İÇİN TIKLAYINIZ
İMAN VE İSLAM DETAY İÇİN TIKLAYINIZ

 

Add comment Nisan 15, 2009

DİNİMİZ

Add comment Nisan 15, 2009

Emr-i marufun önemi

Emr-i maruf, farz-ı ayn değil, farz-ı kifayedir. Yani, herkese farz değil, gücü yetene farzdır. Her gücü yetene de farz değildir. Bir yerde, bu işi yapanlar varsa, diğerlerine farz olmaz. Çünkü Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(İçinizde, hayra çağıran, marufu emreden ve münkeri nehyeden bir topluluk bulunsun. İşte bunlar, kurtuluşa erenlerdir.) [Â. İmran 104]

DETAY İÇİN TIKLAYINIZ

Add comment Nisan 15, 2009

İBNİ SEBECİLİK

Add comment Nisan 14, 2009

hac rehberi

HAC REHBERİ İÇİN TIKLAYINIZ

Sual: Hac vakti ne zamandır?
CEVAP
Hac vakti, arefe ve bayram günleri olmak üzere, beş gündür

Sual: Hacda 15 günden fazla kalan, mukim olup kendisine kurban kesmesi vacip olacağı için, bayram kurbanını kestirmek üzere telefonla Türkiye’deki bir yakınına vekalet verip kestirebilir mi?
CEVAP
Bayram kurbanını vekaleten Türkiye’de kestirmesi caizdir.

DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

Add comment Nisan 14, 2009

Dünyanın kokusu olsaydı

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Bir şeyi tanımak için, ilmin ve görmenin dışında, tatmak, koklamak ya da dokunmak lazım. Eğer dünyanın kokusu olsaydı, koklayan âşıkları ancak ölüm zamanında ayılırdı.

Ramazan-ı şerifte bir sayfa Kur’an-ı kerim okuyana, 100 nafile hac sevabı vardır.

Son nefeste, “Allah” yerine “kurtar doktor” demek, iflas ettiğine alamettir.

İnsan ya aklına, ya nefsine, ya şeytana ya da İmam-ı Rabbani hazretleri gibi bir büyüğe teslim olur. Büyüklere teslim olup, kurtulmalı. Teslim olundu mu, akla uymak olmaz. Ya gemiye binmemeli, ya da binince kaptana teslim olmalı!

Bu dünyada aldanan olalım, aldatan değil. Ben haklıyım demeyelim, ben haksızım diyelim. Ben haklıyım diye ahirete bırakırsak, haksız çıkabiliriz. Bu dünyada herkesle helalleşelim. Sen haklısın diyerek rahat edelim. Sakın işimizi ahirete bırakmayalım. Bir kimse Peygamberlerin ibadetini yapsa, helalleşmek veya ödemek suretiyle kul hakkından kurtulmadıkça, Cennete giremez.

Dinli dinsiz herkese, hep iyilik edelim. Hiç iyilik edemezsek, güler yüzlü, tatlı sözlü olalım. Tatlı dil, güler yüz; hem bizi koruyan, hem de düşmanımıza dahi zarar vermeyen, aksine onu ferahlandıran çok güzel bir huydur.

Bir yerde olan, hakiki bir âlime uyan, her yere kavuşur. Her yerde olan, hepsinden faydalanayım diyense dağılır, kaybolur gider.

Şu üç özellik büyükler tarafından çok beğenilir:
1- Namazı aksatmamak,
2- Anne duası almak,
3- Merhametli ve cömert olmak.

Merhamet cömertlikten, cömertlik de doğuştan gelir.

Bir kimsenin gelip bir arkadaşını şikâyet etmesi, büyüklerin en sevmediği şeylerden birisidir.

Peygamber efendimiz Miracda ümmetim dediği için, küfre düşmemiş olan bid’at ehli de Cehenneme girip daha sonra Cennete girecekler.

Bu dünya ahiretin tarlasıdır. Bir şey ekmeli ki, öbür tarafta biçilebilsin. Eğer bu tarlaya verilen tohum ekilmezse, tohum yenir veya zayi edilirse, ahirette bir şey elde edilemez, bir şey biçilemez, bir şey toplanamaz. Bu dünya tarladır. Tohum nedir? Allahü teâlânın verdiği ilim, mal, kuvvet, sıhhat, iman, ihlâstır. Boşa harcamayıp bunları bu tarlaya eken, ahirette bire bin, yüz bin, beş yüz bin, artık ne kadar lütuf verilirse, o oranda biçecektir.

Add comment Nisan 9, 2009

Hiç kimse son nefesten emin olmasın

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Hakiki bayram, dört beş yerde imtihanı verdikten sonra ahirette olacaktır. Bir tanesi ölüm hâlidir. Peygamber efendimiz yemin ederek buyuruyor ki:
(Bir mümin ömrü boyunca Cennetlik amel işler ve artık Cennete girmesine bir zra, yani 40–50 santim kalmıştır. Orda bir yanlış iş yapar, Cehenneme gider. Bir kâfir, 80 yıl küfür eder, 80 yıl isyan eder, artık onun Cehenneme girmesine bir zra kalmıştır. O da tevbe edip kelime-i şehadet getirir, hiç günahsız Cennete gider.)

O halde, Aşere-i mübeşşere hariç hiç kimse, son nefesten emin olamaz. Daima uyanık olmalı, dikkatli olmalı. İmanı, başın üzerinde kaçacak kuş gibi bilip, kaçmaması için dikkatli olmalı.

İkincisi kabir halidir. O kabirde sualler var, şaşırmak var, Allahü teâlâ muhafaza etsin! Hangi amellerle baş başa kalacağız, ona hazırlanmalı. Mahşer var, güneş bir mızrak boyu alçalacak. Gerçi müjdeler var. Müminler için bu iki rekât namaz kılmak kadar olacak. Gölgelerin altında olacak; ama bu müjdeler imanla gidebilenler içindir.

Sırat köprüsü var. Kolay değil, orada yedi tane sual var. Peygamber efendimiz buyuruyor ki, yedinci sualden peygamberler dahi korkmuştur. Bu yedi sual, iman ve ehl-i sünnet itikadı, oruç, namaz, hac, zekât, gusül abdesti almak. Yedincisi de kul hakkı. Bu kul hakkından hepimiz çok korkacağız. Bir adama sert bakmak dahi kul hakkıdır. Peygamber efendimiz, mübarek başıyla değil bütün vücuduyla dönerdi ki, kulun kalbi kırılmasın diye. Niye bana böyle baktı demesin diye.

İşte bütün bu sualleri aştıktan sonra, hakiki bayram var. Bu kadar tehlikeli, bu kadar korkulu olan hesaptan, kitaptan, azaptan korkuyorsak, bunun bir çaresi var:
(Bu hesabı rahat ve kolay verecek olanlarla beraber olmak.)

Mevlana Halid-i Bağdadi hazretleri divanında buyuruyor ki:
(Allah’ın dergâhında, ehil ve naehil beraberdir.)

Yani Allah’ın dergâhından içeri girmeye layık birisi varsa, Allahü teâlâ, (Onlar benim sevdiğim bir kulumla beraberse, hepsini içeriye alın) buyurur. Biz oraya layık olmasak da, hesaptan sonra doğru Cennete…

Dolayısıyla, Rabbimiz iyilerle beraber eylesin. Başka türlü kurtulmamız zordur.

Add comment Nisan 9, 2009

Eşi bulunmayan tek ilaç

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Dünyada en faydalı ilaç, maddi ve manevi bakımdan eşi bulunmayan tek ilaç, Kur’an-ı kerimdir. Bilinen bilinmeyen, görünen görünmeyen, maddi manevi her hastalığın, her derdin devası, şifası Kur’an-ı kerimdir. Kur’an-ı kerimin her bir harfi, yüz bin derde, yüz bin şifadır.

Müslümana niye bela geliyor? Bunun çeşitli cevabı var. İkisi şöyle:
1- Günahkâr Müslümanların günahlarına karşılık olarak bela verir. Bir Müslümana ne kadar çok bela geliyorsa, ne kadar çok sıkıntı geliyorsa, bu demektir ki, ahirette ona dokunulmayacak, ona hesap sorulmayacak. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Ümmetimin cezası dünyada verilir.)

2- Enbiyaya, evliyaya da çok bela gelir. Bunlara niye gelir? Allahü teâlâ bunlara bir derece, bir makam vereceği zaman bela verir.

Mesela, Yusuf aleyhisselam kuyuya atılmasaydı, o yüksek dereceye ulaşamazdı. Onun için Allahü teâlânın gönderdiklerine razı olmak lazım.

Çok insanın Allah demesi, Allahü teâlâ için değildir. Onlar kafasındaki şeye Allah diyor. Hayallerindeki tanrı adına ahkâm kesiyorlar. Allah’ın değil, kendi isteklerinin peşindeler. Allahü teâlâ, Habibini tanımadan kendisine yapılan ameli de, imanı da kabul etmez. Allahü teâlâ, Habibimi geçerek, arada o olmadan bana gelmeyin, onsuz olan hiçbir şeyi kabul etmem buyuruyor.

Allahü teâlâ kendisine kavuşturacak her kapıyı kapatmış, tek kapıyı açık bırakmıştır. Bu tek kapı, Peygamber efendimizin mübarek kalbidir. Peygamberler dâhil herkes bu kapıdan geçmedikçe Allahü teâlânın rızasına kavuşamaz.

Evliyanın zahiri [dış görünüşü] cahilin zehiridir. Cahil, bâtından haberi olmadığı için zahire bakar. Evliyaya, akılla, gözle kulakla giden helak olur. Müşrikler de böyle yapmışlardı. Ebu Cehil, Muhammed aleyhisselama Ebu Talibin yetimi gözüyle baktı. Ebu Bekr-i Sıddîk, âlemlerin Rabbinin Habibi gözüyle baktı. Ona her şeyini feda etti, her sözüne, (O söylüyorsa doğrudur) diyerek tam inandı, sıddîk oldu. Peygamberlerden sonra insanların en üstünü oldu. Onun için birisi Ebu Cehil oldu, diğeri Ebu Bekr-i Sıddîk oldu. Bu, nasip meselesidir.

Mıknatıs molozu çekmez, içinde cevher olanı çeker. Ehl-i sünnet âlimlerinin kitapları, mıknatıs gibidir. Kalbinde cevher olanı çeker. Kalbinde saman çöpü olanı çekmez. Büyükleri de, molozlar sevmez. İçinde cevher olanlar sever.

Add comment Nisan 9, 2009

Tevbe eden affolur

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Allahü teâlâ tevbe istiğfar edeni muhakkak affeder. Kim istiğfar ederse, muhakkak kabul olur. Nasr suresinde mealen, (Rabbine istiğfar et, o muhakkak tevbeleri çok kabul edendir) buyuruyor. Hud suresinde de mealen, (İstiğfar okuyun, imdadınıza yetişirim) buyuruyor. Tevbe edelim. Allahü teâlâ, tevbe edenin tevbesini kabul eder. Peygamber efendimize birisi gelip dedi ki, ben bir günah işledim, tevbe ettim, Allahü teâlâ tevbemi kabul etti mi? Peygamberimiz, etti buyurdu. Adamcağız, peki tekrar günah işledim, tekrar tevbe ettim yine kabul etti mi dedi. Peygamberimiz tekrar, etti buyurdu. O zat tekrar sorunca, Peygamber efendimiz; (Boşuna nefesini tüketme, kıyamete kadar da bu sürse, sen tevbe ettikçe Allahü teâlâ seni affeder) buyurdu.

*Her namazdan sonra on bir İhlâs okumayı ihmal etmemeli. Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
(Üç şey kendisinde bulunan kimse, Cennete dilediği kapıdan girecektir: Kul hakkını ödeyen, her namazdan sonra on bir defa İhlâs suresini okuyan, katilini affederek ölen.)

*İman varsa, her şey var demektir; iman yoksa hiç bir şey yoktur. İman hayattır, candır. Beden topraktan var oldu, tekrar toprak olacaktır. Bedene can veren imandır. Büyük zatlar, imansız bedeni seyyar kabre benzetmişlerdir.

*Ehl-i sünnet itikadını yaymak kimlere nasip olmuşsa, çok şükretsinler, hâllerini bozmasınlar. Allahü teâlâ elimizden alır, başka diyarlara, başka kullarına verir diye çok korksunlar. Bu bir rahmet bulutudur. Gezer, kim ve neresi layıksa oraya rahmetini bırakır. İtaatsiz hizmet olursa, fitne olur. Hizmetin itaate uygun olmasının bereketi vardır.

*Edepli insanın ömrü artar.

* Müslümanın hedefi sonsuza olmalıdır.

*Müminin neşesi yüzündedir. Asık suratlı olmak ona yakışmaz.

*Müslüman, almak için değil vermek için uğraşır; çünkü Müslüman için dünya, alma değil, verme yeridir. Almak ahirettedir.

*Namaz, Müslümanın sermayesidir. Bunun hesabı verildi mi, gerisi kolay olur.

*Sadaka verip, çok iyilik yapmalı. Sadaka ömrü uzatır, kazayı, belayı, hastalığı savar.

*İnsanlar üç kısımdır:
1-
Gıda gibi olanlar, her zaman gerekir.
2- İlaç gibi olanlar, bazen gerekir.
3- Hastalık gibi olanlar. Bunlar gerekmezse de, gelip musallat olur. Bunlardan kurtulmak için, müdara etmek gerekir.

Add comment Nisan 6, 2009

Kalbdeki gözün önemi

Bu göz çok iyidir; ama çok da yanıltıcıdır. Birçok insanın Müslüman olamamasının sebebi bu gözdür. Gözüne inanan, mübarek bir zatın kıyafetine, mesleğine bakarak yanılır, onu dinlemez ve istifade edemez. Baştaki göze değil, kalbdeki göze tâbi olmak lazımdır. Kalbdeki göz, doğruyu-yanlışı ayırır, kimin sevilip kimin sevilmeyeceğini bilir. Hakkı hak, bâtılı bâtıl bilir.

Hiç kimsenin mesleğine veya kıyafetine bakarak karar verilmez, işin kaynağına bakılır, naklettiği bilgiyi nerden aldığına bakılır. Bedenin gıdasını iyi seçtiğimiz gibi, ruhun gıdasını da iyi seçmeye mecburuz. Bedene bozuk gıda alan dünyasını yıkar, fakat ruhuna bozuk gıda alan ahiretini mahveder. Pis borudan şifa gelmez. Suyun kaynağı da, geçtiği yolu da temiz olmalıdır. Peygamber efendimize, Hazret-i Ebu Bekrin gözüyle bakanlarla, Ebu cehlin gözüyle bakanlar elbette farklıdır. Eğer insan bu zatlara, bu gözle bakarsa kör olur. Eğer mübarek bir zat diye bakarsa kalb gözü açılır. Eğer Allahü teâlâ bir kuluna hidayet nasip etmişse, ona ehl-i sünnet itikadını vermişse, ona sevgili bir kulunu tanıtmışsa, o bu gözle olmaz. Bu kalb gözüyle olur. Böyleyse, kalb gözü açılmıştır. Kalb gözü, hakkı bâtıldan ayırmak içindir, uçmak uçurmak için değildir, bunu iyi anlamak lazım. Ümmetine öğretmek için, (Ya Rabbi bana hakkı hak, bâtılı bâtıl göster) buyuruyor.

Bir gün bir mübarek zata sormuşlar, siz hocanızdan ne öğrendiniz ki hep ondan bahsediyorsunuz? O zat da, ben hocamdan kim sevilir, kim sevilmez onu öğrendim, bu da bana yetti buyurmuş. Bir kişi, hakka bâtıl, bâtıla da hak diye sarılırsa mahvolur. Peygamber efendimiz, ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacak, yetmiş ikisi bozulacak ancak biri doğru yolda kalacak buyurmuşlardır. Bu yetmiş iki fırka, Cehennem ateşine girecektir, itikat bozukluğu olduğu için Cehenneme gidecektir. Ateş bu pisliğin temizlenmesi içindir; fakat Peygamber efendimiz ümmetim dediği için, bunlar daha sonra Cennete girecektir. Kimsenin tek başına doğruyu bulması mümkün değildir. İmam-ı Rabbani hazretleri gibi, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarını okumalıdır.

* Büyüklerin yolunda olana feyz vardır. Dünyanın neresinde olursa olsun istifade eder. Ancak iki kişi feyz alamaz. Biri inciten, diğeri inkâr eden… İncitmek itiraz etmekle, inkâr da reddetmekle olur. İnkâr eden mahrum kalır. İncitmedikten ve inkâr etmedikten sonra istifade eder.

* Dinimize uymak, emirleri yapıp yasaklardan sakınmak için ilim şarttır, ama doğru kaynaktan.

* Kimler dünyada birbirini severse, birlikte olursa, ahirette de birlikte olacaklardır.

* Allah demek ferahlık verir. Velev ki inanmayan da olsa!

* Kim kendini severse, başkaları onu sevemez

Add comment Nisan 6, 2009

TÜM KİTAPLARI DİNLE VEYA KAYDET

Add comment Nisan 1, 2009

İSMİ AZAM DUASI

ÇEŞİTLİ DUALAR TIKLAYINIZ

Sual: İsm-i a’zam duası hangisidir?
CEVAP
İsm-i a’zam, Kur’an-ı kerimdedir. Hangi âyetler olduğu belli değildir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(İsm-i a’zam ile edilen dua kabul olur ve dileği yerine gelir.) [İbni Mace]
[Şir’a]

(İsm-i a’zam şu üç surededir: Bekara, Âl-i İmrân ve Tâhâ.)
[İbni Mace]
(Başına dert ve bela gelen, Yunus Peygamberin duasını
[La ilahe illa ente sübhaneke inni küntü minezzâlimin] okusun! Allahü teâlâ, onu muhakkak kurtarır.) [Tirmizi]

(İsm-i azam,
“Ve ilahüküm ilahün vahid, la ilahe illa hüverrahmanürrahim” âyeti ile “Allahü la ilahe illa hüvel hayyül kayyum” âyeti içindedir.) [Tirmizi] [Bekara 162. ve Al-i İmran 2. âyetleridir.]

(“Allahümme bismikel a’zam ve rıdvânikel ekber” duasına devam edin; çünkü bu, esma-i hüsnadandır.)
[Taberani]

(Ya Rabbi, ya Rabbi diyene Allahü teâlâ, “İste kulum, istediğini vereyim” buyurur.)
[Deylemi]

(Kabul olması için duayı ihlas ile yapmalı, yiyip içtiği ve giydiği helalden olmalı, odasında, haramdan bir iplik varsa, bu odada yaptığı dua kabul olmaz.)
[Tergibüs-salât][Nesai]
(Resulullah, duanın kabul olmasına sebep olan ism-i a’zamı biliyor musun?)
buyurdu. Ben de bilmediğimi söyleyince, (Ya Âişe onu öğretmek ve onunla dünya için bir şey istemek uygun olmaz) buyurdu. Kalkıp abdest alıp iki rekat namaz kılarak, (Allahümme inni edukellah ve edukerrahman ve edukelberrerrahim ve eduke biesmaikelhusna külleha ma âlimetü minha ve ma lem âlem entağfireli ve terhameni) duasını okudum. Gülümseyerek (İsm-i azam, okuduğun duanın içindedir) buyurdu. (İbni Mace)

(Ya zelcelali vel-ikram)
diyen birine, (Allah’tan ne istersen iste, kabul olur) buyurdu. (Tirmizi)

(“La ilahe illallahü vallahü ekber, la ilahe illallahü vahdehü lâ şerike leh, lehül mülkü velehül hamdü ve hüve alâ külli şeyin kadir, la ilahe illallahü velâ havle velâ kuvvete illâ billah” diye dua eden, her dileğine kavuşur.)
[Taberani]

(Allahümme inni es’elüke bi-enni eşhedü enneke entellahü lâilâhe illâ entel-ahadüs-samadül-lezi lem yelid ve lem yuled ve lem yeküllehü küfüven ehad)
diye dua eden bir zata, Peygamber efendimiz buyurdu ki:
(Allah’ın ism-i a’zamı ile dua ettin. Böyle dua edilince, Allahü teâlâ kabul eder.)
[Tirmizi]

DİNİMİZ  İSLAM.COM

(Allahü teâlânın Esma-i hüsnası ile dua edilirse, kabul olur.)

Peygamber efendimiz ism-i a’zam hakkında bazı işaretler bildirmiştir:
(“Ya bedi’assemâvâti vel erdı, ya zel-celâli vel-ikram” diye dua edenin duası kabul olur.) [Tirmizi]

Peygamber efendimiz dua ederken, “Ya hayyu ya kayyum” derdi. (Tirmizi)

(Allahümme inni es’elüke bi-enne lekel-hamdü la ilahe illâ ente ya hannân ya mennân ya zel-celâli vel-ikrâm) diye dua eden zata da buyurdu ki: (Allah’ın ism-i a’zamı ile dua ettin. Böyle dua edilince, Allahü teâlâ o duayı kabul eder.)

Hazret-i Âişe validemiz anlatır:

Add comment Nisan 1, 2009

Öleceğiz biz

Gelmişiz dünyaya elde olmadan,
Elde olmadan da gideceğiz biz.
Kimi elli, kimi otuz dolmadan,
Ecel gelir gelmez öleceğiz biz.

Dünya bir tarladır, eken biçecek,
Herkes bu diyardan elbet göçecek,
Ecel şerbetini bir gün içecek,
Ne ekmişsek onu biçeceğiz biz.

Boşa gün geçirme, nerede deden?
Hakikati öğren henüz ölmeden,
Hakkı inkâr eden ağlar gülmeden,
Haramı helâli bileceğiz biz.

Hepsini sorarlar günü gelince,
Adım atmış mısın yerli yerince,
Amel defterini inceden ince,
Tutan melekleri göreceğiz biz.

ÖLÜM VE AHİRET TIKLAYINIZ

ÖLÜM LİNKLER TIKLAYINIZ

Add comment Nisan 1, 2009

KIRK HADİS

Sual: (Kırk hadis ezberleyen Cennete girer) diye bir hadis var mıdır?
CEVAP
Sadece kırk hadisi hatta Kur’an-ı kerimi ezberleyen Cennete girmez. Hadisleri bizim anlamamız zordur. Bir kâfir de 40 hadis ezberleyebilir, bid’at ehli de ezberleyebilir. Başka bir hadis-i şerifte de buyuruldu ki:
(Allahü teâlânın şu 99 esma-i hüsnasını ihsâ eden, Cennete girer, sonsuz saadete ulaşır) [Buhari] [İhsa etmek, bu 99 ismi manaları ile birlikte ezberleyip amel etmek demektir. Böyle yapan Cennete girer.)

Kırk hadis ile ilgili hadis-i şeriflerden bazıları şöyledir:
([Yazılı halde] Kırk hadis bırakarak vefat eden Cennette arkadaşımdır.) [Deylemi]

(Allahü teâlânın rızası için, helâli ve haramı açıklayan, kırk hadisi ümmetime bildiren, âlim olarak haşr olur.)
[Ebu Nuaym]

(Ümmetimin din işlerinde faydalı kırk hadis ezberleyen, âlimlerle haşr olur.)
[Taberani]

(Allahü teâlânın kendisine mağfiret etmesi ümidi ile, benden kırk hadis yazana, Allahü teâlâ rahmet edip şehid mertebesi verir.)
[İbni Cevzi]

(Ümmetime iletmek üzere kırk hadis ezberleyene şefaat ederim.)
[İbni Adiy]

Cennete girmek için birinci şart, doğru iman sahibi olmaktır. İmanın altı esasına inanmak şarttır. Birine bile inanmayan Müslüman olamaz ve Cennete giremez. Bundan sonra haramlardan kaçıp farzları yapmak gerekir. Farz ve haramları hadis-i şeriflerden değil, ehl-i sünnet âlimlerinin açıklamasından öğrenmek lazımdır. Ondan sonra, kendisinin de amel ettiği, haram ve helali bildiren kırk hadisi Ehl-i sünnet âlimlerinin açıklaması ile birlikte yazarak CD’ye kasete falan alarak veya başka yollarla başkalarına ulaştıran kimse Cennete girer. Aşağıdaki hadis-i şeriflerde bildirilen Müslümanlar da yukarıda bildirilen şartlar dahilinde ancak Cennete girer. Sadece aşağıdakileri yapmakla girmez:

(İki çene arası ile iki bacak arasını koruyan Cennete girer.) [Haraiti]

(Allahü teâlânın verdiği rızka kanaat eden Cennete girer.) [Dare Kutni]

(Allahü teâlânın verdiğine razı olan Cennete girer.)
[Deylemi]

(Kadın, eşine eziyet etmezse, sırf namazları yüzünden Cennete girer.) [Hâkim]

(Kul doğru ise, ihsan sahibi olur. İhsan sahibi olunca da imanı kemale erer. İmanı kemale erince de Cennete girer.)
[İ.Ahmed]

(İstemeyen hariç, ümmetimin hepsi Cennete girer. Bana itaat eden Cennete girmeyi istiyor demektir, isyan eden ise istemiyor demektir.)
[Buhari]

(İlim öğrenen, kocasına itaat eden kadın, ana babasına iyilik eden evlat, peygamberlerle beraber hesap görmeden Cennete girerler.)
[İ. Rafii]

(Kibri, hıyaneti ve kul borcu olmayan Cennete girecektir.)
[Nesai, İbni Hibban]

(Farz olduğunu bilerek, beş vakit farz namaza rükû, secde, abdest ve vakitlerine riayet ederek devam eden kimse Cennete girer.) [Taberani]

(Ramazan orucunu tutan Cennete girer.)
[Deylemi]

(Oruçlu iken ölen Cennete girer.) [Bezzar]

(Bir Müslüman kardeşinin hacetini gördükten sonra ölen Cennete girer.) [Ebu Ya’la]

(Yemek yediren ve selamı yayan Cennete girer.) [Tirmizi, Taberani]

(Kocası kendisinden hoşnut olarak ölen kadın, Cennete girer.)
[İbni Mace]

(Kadın, kocasına eziyet etmeyip namazlarını kılsa Cennete girer.) [İbni Mace]

(Cana kıymayan, haram yemeyen, zina etmeyen ve içki içmeyen Cennete girer.)
[Bezzar]

(Helal yiyen, sünnete uyan ve şerrinden emin olunan kimse Cennete girer.) [Tirmizi]

(Sünnete sarılan Cennete girer.) [Dare Kutni]

(Allahü teâlâdan başka bir ilah olmadığını bilerek vefat eden Cennete girer.)
[Müslim] (İmanın altı esasından birine inanmayan, tek ilaha inansa da Cennete giremez.)

(İpten kopup kaçan deve gibi Allah’tan kaçan hariç, herkes Cennete girer.) [Taberani] (Allah’ın bildirdiği dine, Müslümanlığa veya imanın altı şartından birine inanmayan, beğenmeyen, ibadet etmeyen veya haram işleyen kimse, Allah’tan kaçıyor demektir.)

(İhlasla, Rabbim Allah, dinim İslam ve peygamberim Muhammed aleyhisselamdır diyen Cennete girer.)
[İ. Ahmed] (Muhammed aleyhisselama inanmak demek, onun bildirdiklerinin tamamını kabul etmek, inanmak ve hepsini beğenmek demektir.)

(İhlas ile Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Resulühü diyen Cennete girer.)
[Taberani]

(Sabah ve akşam, ”Allahümme ente rabbi lailahe illa ente halakteni ve ene abdüke ve ene ala ahdike ve vadike mestetatü euzü bike min şerri ma sanatü ebuü leke bi-nimetike aleyye ve ebuü bi zenbi fağfirli zünubi feinnehü la yağfirüzzünübe illa ente. La ilahe illa ente sübhaneke inni küntü minez-zâlimin) diyen, o günü veya gecesi ölürse Cennete girer.)
[Tirmizi]

(Cennete ancak Müslüman olan girer.)
[Buhari, Müslim]

(Aşkını gizleyip, namusunu koruyarak sabreden, Cennete girer.) [İbni Asakir]

(Cenaze namazında, üç saf cemaat bulunan kimse Cennete girer.)
[Tirmizi]

(Günahlarını hatırlayıp ağlayan, hesap görmeden Cennete girer.) [İ.Gazali]

(Cennete ancak temiz olanlar girer.)
[Deylemi]

(İki kız evladına güzel muamele eden Cennete girer.)
[İbni Mace]

(İnsanları affedenler, hesaba çekilmeden Cennete girer.)
[İ. Ebiddünya]

(Yiyip içtikten sonra “Elhamdülillah” diyen kimse Cennete girer.) [İbni Asakir]

(Zinadan korunan Cennete girer.)
[Beyheki]

(Üç, hatta bir çocuğu ölen Cennete girer.) [Taberani]

(Her hâl-ü kârda Allah’a şükredenler Cennete girer.)
[İ.Gazali]

(Tartışmayan, kimseyi incitmeyen Cennete girer.)
[Tirmizi]

(Bir insanın hidayetine sebep olan Cennete girer.) [Buhari]

Kırk tane hadis-i şerif
Sual:
Yoruma ihtiyaç duyulmayan kırk hadis ezberleyip ve onunla amel ettikten sonra, mail ile falan arkadaşlara göndermenin iyi olduğunu söylediniz. Kolayca anlaşılabilen ve ihtiyaç duyulan kırk hadis yazar mısınız?
CEVAP
Hemen her hadis-i şerif açıklamayı gerektirir. Onun için hadis-i şerifleri şerh kitaplarından almak gerekir. Yine de biraz açıklama gerektiren hadis-i şeriflerden kırk tanesinin meali şöyledir:
(Acele eden hata eder.) [Beyheki]

(Gülerek günah işleyen, ağlayarak Cehenneme gider.) [Ebu Nuaym]

(Affedin ki affa kavuşasınız!) [İ.Ahmed]

(Cennete cömertler girer.) [Ebuşşeyh]

(Âlimim diyen cahildir.)
[Taberani]

(Bilmeden fetva verene, melekler lanet eder.) [İ. Lal]

(İstiğfara devam eden, ummadığı yerden rızıklanır.)
[İbni Mace]

(Sabah uykusu rızka manidir.) [Beyheki]

(Helal kazanmak için sıkıntı çekene, Cennet vacip olur.)
[İ.Gazali]

(Dünya, ahiretin tarlasıdır.) [Deylemi]

(Din, güzel ahlaktır.) [Deylemi]

(En iyiniz, ahlakı en güzel olanınızdır.) [Buhari]

(İyi geçinmek aklın başıdır.)
[Beyheki]

(Namus gayreti imandandır.) [Deylemi]

(Onun bunun karısını kızını ayartan bizden değildir.) [İ.Ahmed]

(Namuslu olun ki, kadınlarınız da iffetli olsun!) [Taberani]

(Allah korkusu, her hikmetin başıdır.) [Taberani]

(Her iyilik sadakadır.) [Tirmizi]

(Yumuşak davranmayan hayır yapmamış olur.) [Müslim]

(İmanı olmayan Cennete girmez.) [Tirmizi]

(Cennete sadece Müslüman olan girer.) [Buhari]

(Mümini sevindireni Allahü teâlâ sevindirir.) [İbni Mübarek]

(Hediye, dostluğu artırır, düşmanlığı giderir.) [Taberani]

(İktisat eden zenginleşir, israf eden fakirleşir.) [Bezzar]

(İstişare, pişmanlığa karşı kaledir.)
[İ.Maverdi]

(Kendi düşüncenize göre hareket etmeyin!) [Taberani]

(Din kardeşine itiraz etme.) [Tirmizi]

(Kendini beğenen helak olur.) [Buhari]

(Veren el, alan elden üstündür.)
[Buhari]

(Hayra vesilen olan onu yapan gibidir.) [Tirmizi]

(Ancak ihlaslı amel makbuldür.) [Nesai]

(En üstün cihad, nefsle yapılandır.)
[İbni Neccar]

(En üstün sadaka, ilim öğrenip öğretmektir.) [İbni Mace]

(En üstün ibadet, fıkıhtır.)
[Taberani]

(Namaz dinin direğidir.) [Beyheki]

(Oruç tutun, sıhhat bulun.)
[Taberani]

(Tebessüm etmek sadakadır.) [C. Sagir]

(Kişinin dini, arkadaşının dini gibidir, kiminle arkadaşlık ettiğinize bakın.) [Hakim]

(Dilini tutan kurtuldu.) [Tirmizi]

(Dua müminin silahıdır.) [İ. Ebiddünya]

Add comment Mart 30, 2009

İnsanı hayvandan ayıran fark

İnsan, birçok bakımdan başka hayvanlara, hatta bazı sıfatları bitkilere ve cansız maddelere benzer ise de, insanı hayvandan ayıran, belli hususi insanlık sıfatları vardır. İnsana insanlık şerefi, bu özelliklerinden gelmektedir. Bu özellik, ruhun idrak yani kavrama, düşünme kuvvetidir. İyi huyları kötülerinden, iyi işleri fenalarından ayıran, bu kuvvettir. Allahü teâlâ, bu özelliği insana verdi ki, bununla yaratanını anlasın. Kalb ve ruh, bu kuvveti ile, yerleri, gökleri inceleyerek, Allahü teâlânın varlığını ve yüksek sıfatlarını anlar. Sonra, emirlerine ve yasaklarına, yani İslamiyet’e uyarak dünya ve ahiret saadetine kavuşur, felaketlerden kurtulur. Zariyat suresinin 56. âyetinde mealen; (İnsanları ve cinni, bana ibadet etmeleri için yarattım) buyuruldu.

DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

Add comment Mart 27, 2009

Dil canavar gibidir

Dil, insanın gönlünün, gönül ise ruhun, ruh da, insanın hakikatinin aynasıdır. Dil, iki tarafı keskin bir bıçak gibidir. İnsana zarar, dilinden gelir ve dil, insanı aziz ettiği gibi, zelil de eder. Bunun için Peygamber efendimiz; (Ya hayr söyle, ya sükut et, sus) buyurmuşlardır.

DEVAMI İÇİN LÜTFEN TIKAYINIZ

Add comment Mart 27, 2009

KUL HAKKI

Sual: Hak sahibi ölmüşse veya sağ ise kul hakkından nasıl kurtuluruz?
CEVAP
Kul hakkı beş türlüdür:
1- Mali [Parasal]
2- Nefsi [hayati yönden]
3- Irzi [Haysiyetle ilgili]
4- Mahremi [Namusla ilgili]
5- Dini.


1- Mali olan kul hakları:
Hırsızlık, gasp, aldatarak, yalan söyleyerek mal satmak, sahte para vermek, başkasının malına zarar vermek, yalancı şahitlik, rüşvet almak gibi.

Bu haklar için sahibi ile helalleşmek gerekir. Dünyada helalleşmezse, ahirette sevapları ona verilerek helalleştirilecektir. Mal sahibi ölmüş ise, vârisine ödenir. Vârisi yoksa veya mal sahibi bilinmiyorsa, salih bir fakire hediye olarak verilip, sevabı sahibine gönderilir. Salih fakir yoksa, İslamiyet’e hizmet eden hayır kurumlarına, vakıflara verilir. Kendi salih akrabasına, fakir olan ana babalarına, çocuklarına hediye olarak vermesi de, caiz olur. Bunları yapmak imkanını bulamazsa, mal sahibinin ve kendisinin af olunmaları için dua eder. Kâfirin hakkı için de, onunla helalleşmek gerekir. Gönlü alınmazsa, ahirette af olunması, çok güç olur.

DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ LÜTFEN

Add comment Mart 27, 2009

GIYBET YAPANI SUSTURUN

Allah dostlarından

Muhammed bin İsmâil

rahmetullahi aleyh

 

hazretlerine, bazı gençler;

Efendim, bize nasihat eder misiniz,

dediler.

 

Mübarek zat;

Gıybet yapanı dinlemeyin!

Hattâ susturun!

 

Çünkü

(Gıybet günahı)

(Zinâ günahından)

daha büyüktür.

buyurdu.

 

Şaşırdılar:

Zina’dan mı büyük efendim?

 

Evet.

 

Peki, nasıl susturacağız

 

Açıkça

(Sus! Gıybet yapma!)

diyeceksiniz.

 

Bu, çok zor efendim.

 

Evet zor.

Ama mükâfatı çok büyük.

Zira böyle yapan müslümana

(Yüz şehid sevabı)

verilecek.

 

Öyle mi hocam?

 

Evet.

Peygamber Efendimiz

sallallahü aleyhi ve sellem

öyle buyuruyor.

 

Belli bir mümin veya zimmi kâfirin aybını, onu kötülemek için arkasından söylemek, gıybet olur. Gıybet, haramdır. Dinleyen, o kimseyi tanımıyorsa, gıybet olmaz.

Gıybet olunan kimse, bedeninde, nesebinde, ahlakında, işinde, sözünde, dininde, dünyasında, hatta elbisesinde, evinde, hayvanında bulunan bir kusur, arkasından söylendiği zaman, bunu işitince üzülürse, gıybet olur. Duyunca üzüleceği bir sözü yüzüne karşı da söylemek günahtır.
DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

 

 

 

Add comment Mart 20, 2009

Fetva vermenin mesuliyeti

Fetva, bir hususun dine uygun olup olmadığını, hangi fıkıh kitabının neresinden alındığını bildiren hüküm demektir. Mehazını göstermeden caiz veya caiz değil demek fetva olmaz.

Fetva veren Müftinin müctehid olması gerekir. Müctehid olmayan kimse müfti yapılırsa, bunun müctehidlerin bildirdiklerini okuyup, öğrenerek bunları söylemesi gerekir. (İbni Hümam)

Müctehid olmayan kimse bir hadis işitince, bu hadisten kendi anladığına uyarak amel edemez. Mezhebindeki müctehidlerin verdiği fetva ile amel etmesi gerekir. (Kifaye)

devamı için lütfen tıklayınız

Add comment Mart 20, 2009

Yemin ve yemin kefareti

Yemin, yalnız Allahü teâlânın isimlerini söylemekle olur. Vallahi, billahi, tallahi gibi.
Kur’an, Peygamber, Kâbe için demekle yemin olmaz. Fakat âdet olduğu için Mushaf hakkı için demek veya elini Mushafa koyarak bunun hakkı için demek yemin olur. (Kur’an çarpsın) demek, Allah şahidim olsun demek yemin olur.

Kalben vallahi dense, yemin sahih olmaz. Dil ile söylemek gerekir.

devamı var lütfen tıklayınız

Add comment Mart 20, 2009

Namaz kılarken güneş doğsa

Kendi arzusuyla namazdan çıkmak, İmam-ı a’zama göre farzdır. İmameyne göre, farz değil vacibdir. Bir kimse namazın sonunda teşehhüd miktarı oturduktan sonra kasten namaza aykırı bir iş yapsa, mesela kahkahayla gülse, konuşsa, yiyip içse namazı sahih olur; fakat elinde olmadan abdesti bozulsa, bu durumda İmam-ı a’zama göre, hemen abdest alarak, gelip selam vererek, kendi isteğiyle namazdan çıkması gerekir. (Halebi)

devamı var lütfen tıklayınız

Add comment Mart 20, 2009

Cemaatle namaz

Hazret-i Ömer, sabah namazında, camide Süleyman isimli bir genci göremeyince, nerede olduğunu sordu. Dediler ki:
(O, gece pek uyumaz. Teheccüd ve benzeri nafile ibadetle meşgul olur, belki şimdi uykuya dalmıştır.)
Hazret-i Ömer buyurdu ki:
(Eğer bütün gece uyuyup da sabah namazını cemaat ile kılsaydı daha iyi olurdu.) [İmam-ı Malik]

Cemaatle namaz kılmak Sünnet-i hüda, yani İslam’ın şiarı olan mühim sünnettir. Cemaatle kılınan namaz, yalnız kılınan namazdan 25 veya 27 derece daha faziletlidir. Cemaatle namaz kılmanın önemi hakkında bildirilen hadis-i şerif meallerinden birkaçı şöyle:
(Beş vakit namazı cemaatle kılan, Sırat köprüsünü şimşek gibi geçer.) [Taberani]

DEVAMI VAR LÜTFEN TIKLAYINIZ

Add comment Mart 18, 2009

En kötü şeyler

Kötü olan çoktur; fakat bazıları daha kötüdür. Hadis-i şerifte bildirilen birkaçı şöyledir:
(İnsanların en kötüsü, zararından kurtulmak için yanına yaklaşılmayandır.) [Buhari]


(İnsanların en kötüsü, ömrü uzun, ameli kötü olandır.) [Tirmizi]

(İnsanların en kötüsü, ikiyüzlü olandır.) [Buhari]

(İnsanların en kötüsü, tez kızan, geç yatışandır.) [Tirmizi]

(İnsanların en kötüsü, insanlara zarar veren, onları incitendir.) [İ. Ahlakı]

DEVAMI İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ

Add comment Mart 18, 2009

En faziletli şeyler

En faziletli amel, imandır. En faziletli iman, Allah’ı hatırından çıkarmamaktır.) [Taberani]

(En faziletli amel, Allah için sevmek, Allah için buğz etmektir.) [İ. Ahmed]

(En faziletli amel, namazdan sonra, ana babaya iyilik etmektir.) [Müslim]

(En faziletli amel, namazdan sonra, zekâttır.) [Taberani]

(En faziletli amel, zikirdir. En faziletli zikir ise, La ilahe illallah demektir.) [Taberani]

(En faziletli amel, Allah’a hüsnü zandır.) [Begavi]

(En faziletli amel, helal kazançtır.) [İbni Lâl]

DEVAMI İÇİN LÜRFEN TIKLAYINIZ

Add comment Mart 18, 2009

Feyz geldiğini nasıl anlarız

* Büyüklerin kendileri, kabirleri, sözleri, kitapları, eşyaları feyz kaynağıdır, hatta ellerini değdikleri taştan bile, kıyamete kadar feyz yayılır. Peki, feyz geldiğini nasıl anlarız?
1- Feyz gelmişse, Allahü teâlâ bizi küfürden korur.
2- Haramlardan uzaklaştırır.
3- Dünyadan soğutur.
4- Büyükleri, salih kimseleri bize sevdirir.
5- İnsan, ölüme karşı hasret duymaya başlar.

İşte bunlar varsa, feyz geliyor demektir.

DEVAMI İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ

Add comment Mart 18, 2009

Muhammed Bâkî Billâh hazretleri

 

Tahammülüm kalmadı

 

Muhammed Bâkî Billâh hazretleri

kuddise sirruh

 

gençliğinde,

kendisini yetiştirecek

(bir mürşid-i kâmil)

arıyor,

 

bu yoldaki gayreti,

herkesi şaşırtıyordu.

 

O, böyle çırpınırken,

(yaşlı annesi de bu hale üzülüyor)

 gece yarılarında, sahrâlara çıkıp

oğlu için (Duâlar)

ediyordu

 

Bir gece

yine sahrâda, ağlayarak;

 

Yâ Rabbî,

ya oğlumu muradına kavuştur,

ya da (canımı al) ki, artık

tahammülüm kalmadı!

diye yalvardı.

 

Oğlu, o gece,

o devrin en büyük mürşidi olan

Muhammed İmkenegî

rahmetullahi aleyh

 

hazretlerini gördü rüyasında.

 

Büyük Velî

Ey oğlum! Sen beni arıyorsun, ben

senin yolunu bekliyorum,

buyurdu.

 

Ve Onu,

üç gün içinde

en yüksek mertebeye

çıkarıp;

 

İşiniz tamam oldu.

Şimdi Hindistan’a avdet edin!

 

Orada

(büyük bir Evliyâ)

çıkacak.

 

O zât, sizden feyz alarak,

(Zamanının kutbu olacak)

ve âlem, Onun irşâdıyle

nûrlanacak.

buyurdu.

 

Derken

İmâm-ı Rabbânî hazretlerini

kuddise sirruh

 

yetiştirdi ki,

bu dünya, böyle

(yüksek bir evliyâ)

görmemişti.

 

EVLİYALAR ANSİKLOPEDİSİ TIKLAYINIZ

Add comment Mart 11, 2009

Kuşlar ne diyor?

Sual: Kuşların, öterken zikrettikleri doğru mudur?
CEVAP
Evet, doğrudur. Başka şeyler söyledikleri de bildirilmiştir. İmam-ı Begavi hazretleri, Kab-ül-Ahbar hazretlerinden nakleder:

Süleyman aleyhisselamın bildirdiğine göre, bazı kuşlar, öterken derler ki:
Tavus kuşu: Cezalandırdığın gibi cezalandırılırsın.
Hüdhüd: Merhamet etmeyene merhamet olunmaz.
Göçeğen: Ey günahkârlar, Allahü teâlâdan af ve mağfiret isteyin!
Kaya kuşu: Her canlı ölecek, her yeni eskiyip çürüyecektir.
Kırlangıç: Ne yaparsanız, onu bulursunuz.
Güvercin: Yeri göğü mahlûkatla dolduran Rabbimi, noksan sıfatlardan tenzih ederim.
Kumru: Sübhâne Rabbiyyel-a’lâ.
Karga: Allahü teâlâ her şeyi helak edecektir.
Kustat kuşu: Susan, başına belâ ve musibet gelmesinden kurtulur.
Papağan: Düşüncesi dünya olan kimseye yazıklar olsun!
Doğan: Sübhâne Rabbî ve bihamdihî.

DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

Add comment Mart 7, 2009

Duanın dinimizdeki yeri

Duanın dindeki yeri nedir?
CEVAP
Dua, Allah’a yalvararak muradını istemektir. Allahü teâlâ, dua edeni sever, dua etmeyene gazap eder. Dua müminin silahı, dinin temel direklerinden biridir. Yerleri, gökleri aydınlatan nurdur. Dua, gelmiş olan belaları giderir. Gelmemiş olanların da gelmelerine mani olur. Allahü teâlâ, (Bana halis kalb ile dua ediniz! Böyle duaları kabul ederim) buyurdu. Bunun için, dua etmek, namaz, oruç gibi ibadettir. Yine (Bana ibadet yapmak istemeyenleri, zelil ve hakir yapar, Cehenneme atarım) buyuruyor. (Mümin 60)

DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

Add comment Mart 6, 2009

Körü körüne inanmak mı?

İstisnalar hariç, bütün fen adamları, bu kâinatın kendiliğinden var olmadığını, bir yaratıcısının bulunduğunu ittifakla bildirmişlerdir. Fen, ne kadar ilerlerse ilerlesin, insanların bir karıncayı, bir kuşu, bir balığı yaratması mümkün değildir. Akıllı ve bilgili bir kimse, kâinata bakınca, çok intizamlı yaratıldığını görür. Bunun kendiliğinden olmadığını anlar.

Etrafımızı beş duygu organımızla tanıyoruz. His organlarımız olmasaydı, hiçbir şeyden haberimiz olmayacaktı. Kendimizi bile bilemezdik. Yürüyemez, bir şey yapamaz, yaşayamazdık. Anamız, babamız olmaz, var olamazdık. Ruhumuza tatlı gelen şeyleri anlamaz, hoş sesleri duymaz, güzel olanları görmezdik. Allah’ımıza yalnız duygu organlarımız için, ne kadar şükür etsek, şükrünü ödemiş olamayız.

DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

Add comment Mart 5, 2009

MEVLİD KANDİLİ

mevlidkandili040

Mevlid, doğum zamanı demektir. Mevlid gecesi, Rebiul-evvel ayının 11. ve 12. günleri arasındaki gecedir. Peygamber efendimizin doğum günü, bütün Müslümanların bayramıdır.

DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

PEYGAMBER EFENDİMİZ TIKLAYINIZ

PEYGAMBERİMİZİN HAYATI

Add comment Mart 4, 2009

Hayalin ideali olmaz

Aynaya baktığınız zaman kendinizi görürsünüz. Siz o aynanın neresindesiniz? İçinde misiniz, dışında mısınız? Aynanın içinde deseniz yalan olur, içinde değilsiniz. Yok deseniz olmaz, bakınca görüyorsunuz. Görülen kendiniz misiniz, o görüntü nedir? Bir ipe taş bağlayın ve hızlıca çevirin, taş dönerken bir daire göreceksiniz. Bu nokta-i cevvale denilen daire var mıdır yok mudur? Var deseniz taş çevrilmeyince daire yok oluyor. Yok deseniz taş çevrilince daire görülüyor. Fakat aslında daire yok. Bu görülen daire nedir, nerededir? İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki; Bunların her ikisi de aslında olmayıp bizim hayalimizde oluşan vehimdir, görüntülerdir. İşte dünya da hakikatte bulunmayıp yok olacak bir görüntüdür. Dünya hayatı, hayaldir. Hakikat ise ahiret hayatıdır. Dünya hayatı, hakikat olan ahiret hayatının aynadaki görüntüsü gibidir. Nasıl, aynada ki görüntü bir müddet durur ve karşısındaki hakikat çekilince görüntü kaybolursa, taş çevrilmeyince daire görüntüsü kaybolursa, dünya da, bir gün kaybolacak görüntüdür. Vehmin arkasından koşan hayalperesttir. Hayalin ideali olmaz. İnsanın ideali, hayalhane olan bu dünya olmamalıdır.

DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

Add comment Mart 4, 2009

İnsanlara iyilik etmek

Muhammed Masum hazretleri buyuruyor ki:
Ömür kısadır. Sonsuz olan ahiret hayatında, insanın karşılaşacağı şeyler, dünyada yaşadığı hâle bağlıdır. Akıllı olan, ileriyi görebilen bir kimse, kısa olan dünyada, hep, ahirette iyi ve rahat yaşamaya sebep olan şeyleri yapar. İnsanlara hizmet etmek için çalışır. İnsanlara iyilik etmek, ahirette azaptan kurtulmaya ve Cennet nimetlerinin artmasına sebep olur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Müslüman, müslümanın kardeşidir. Onu incitmez, üzmez. Bir kimse bir müslümanın aybını, kusurunu örterse, Allahü teâlâ, kıyamette onun ayıplarını, kabahatlerini örter.) [Buhari]

DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

musluman

Add comment Şubat 28, 2009

Kurtuluş için yedi geçit

Sual: Salih müslüman olarak yaşayıp, imanla ölmek için, neler yapmak gerekir?
CEVAP
Dinimizin emir ve yasaklarına riayet etmek gerekir. Şu yedi geçidi geçen, muradına kavuşur. Bu geçitler: 1- İlim, 2- Pişmanlık, 3- Eşkıya, 4- Bela, 5- Sebep, 6- İhlas, 7- Şükür geçitleridir. Bunlar nasıl geçilir?

1- İlim geçidi
İlimsiz bir şey olmaz. İlim öğrenmek herkese farzdır. İlim, gerçek bir rehberdir. İlim başlara taçtır, herkes ona muhtaçtır. Doğru ibadet yapabilmek, hakkı bâtıldan ayırmak için, ilim öğrenmek şarttır.

DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

Add comment Şubat 28, 2009

Ehl-i Sünnet Kasidesi

Ehl-i Sünnet Kasidesi

Ehl-i sünnet itikadı, sana önce, lazım olan Yetmişüç fırka var, amma, Cehennemlik geri kalan Müslümanlar, hep sünnidir; cümlenin reisi Numan Cennet ile müjdelendi; imanda bunlara uyan İtikadı sağlam edip; sonra İslamiyet’e bağlan İslam’ın beş şartını yap; haramlardan sakın heman Bir günahı işler isen, tevbe et, kaçırma zaman Kim ki uymaz İslam’a, bir gün olur, elbet pişman Dinsize sakın aldanma, mahvolursun sen de, aman Tatlı söze inanırsan; olur sonra, halin yaman İkiyüzlüler çoğaldı: dışı melek, içi yılan Tuzağa düşürmek için; dost görünür, hem de candan Herkes kendin haklı sanır: Kötü der, bana uymayan İslamiyet terazidir, odur haklıyı ayıran İslam’a uymayan bil ki; doğru yoldan sapık insan Bu söze inanır elbet: Tarihi iyi anlayan Neden doktora koşuyor; herhangi bir yeri ağrıyan? Çünkü ölmek sevmez kimse; her şeyden daha tatlı, can Sonsuz yaşamak arzusu; bende yoktur, var mı diyen? Ölmek, yok olmak değildir; kabir hayatına inan Cennet sonsuz, Cehennem de; haber verdi, bunu Kur’an Sonsuz dertten sakınmalı; hatta olsa da, bi güman Buna inanmayan da var; yarasa kaçar ziyadan Karga çöplükten tad alır; bülbüldür, gülü arayan İslam’ı elbet sevemez, nefse, keyfe düşkün olan Bu ikisi, bir olur mu? Ayrıdır iyi, fenadan Müslümanlar, hakkı tanır, her mahlûka eyler ihsan İmansızlar, yılan gibi; lezzet alır can yakmaktan Aman ya Rabbi elaman; ne müşkülmüş ahir zaman Din bilgisi unutuldu; pek azaldı namaz kılan Mason olanlar, sinsice; dini yıkmakta her yandan Komünistlerde işkence; Müslümana ölüm, zindan Bugünkü şaşkın halleri, eylemişti, Resul beyan Demişti: (Bir gün gelecek; garip olur, bana uyan Her evde, çalgı çalınır; işitilmez olur ezan Âlim bulunmaz bir yerde, cahillere kalır meydan Müminler, olur zavallı; kâfirler, sanki Süleyman Kadına uyar her erkek; olur evde hâkim, zenan Yüksek binalar yapılır; kelp dişi gibi apartman Yolculuk süratli olur; uzaklık kalkar aradan Zekâ, çok şey bulursa da; gaflet, gitmez insanlardan.) Birgivi kitapta yazdı, eyledi çok hadis beyan: Kıyamet alametleri, çıkar, birbiri ardından Alametlerin meşhuru, sarhoş olur; pek çok kesan Âlim diye tanıtılır, dinden haberi olmayan Zâlime ikram olunur, kurtulmak için beladan Hayâsızlık pek çoğalır, deyyuslara kalır meydan İnsanların en alçağı, Moskova’da okur ferman Herkes kendin âlim sanır, Müslümana denir nadan Doğru konuşan azalır, yalancı söyler durmadan Çok methedilen kimsede, bir zerre bulunmaz iman Erkekler de kadın gibi, ipek giyer, sıkılmadan Gına, zina sanat olup, kız yerine geçer oğlan Kadınlar dar libas giyer, hep açılır baldır, gerdan Fitne kaplar her tarafı, adam öldürülür yoktan Bidat yayılır her yere, kalmaz sünnetlere uyan Deccal gibi vicdansızlar, uydururlar bin bir yalan Bir kimse doğru söylerse, saldırırlar her taraftan Erkekler dinini bilmez, taşkınlık eder çok nisvan Emir-i maruf unutulur, fısk emir eder şaklaban İslamiyet kötülenir, haram işlenir her yandan Müslümanlık lafta kalır, ses için dinlenir Kur’an Mümine gerici denir, kayrılır mürtet olan Bunların hepsi muhakkak, olur kıyamet kopmadan Büyük alamet Deccal’dır, çıkacağı yer, Horasan Sonra, Şam’daki Camie İsa inecek semadan Bir hadiste buyuruldu, (Kızım Fatıma evladından Babası Abdullah olan, Mehdi adında bir civan Çıkıp dine kuvvet verir, cihana yayılır iman İsa aleyhisselamla, birleşerek ol pehlivan Deccalı da öldürürler, dünya dolar adl-ü eman Yecüc Mecüc adındaki, kavim çıkar set ardından Sayısı milyonlarcadır, her tarafta dökerler kan Dabbet-ül-arz çıkar sonra, Mekke’de Safa altından Dağ kadar bir hayvandır, ayırır iyiyi fenadan Daha sonraki alamet, güneş, doğacaktır garptan Kâfirler bunu görünce, imana gelecek ceman Fakat kabul olmaz artık, doğru yola gelen mihman Alametlerin biri de, Aden’den çıkan bir duhan Kâbe’yi yıkacak hem de Habeş renkli birkaç yaban Yeryüzünde kalmayacak, büyük nimet olan Kur’an Müslümanlar hep ölecek, yaşayacak Ehli tuğyan Her kötülüğü yapacak, insan adlı canaveran Lakin Hicazdan bir ateş, verip herkese heyecan Şaşkın, azgın dolaşırken, kıyamet kopar na-gehan Daha neler olur, amma söyleyemez onu, lisan.) Ne hazindir, ne yazıktır; Mabut oldu, falan filan İlahi, sen korumazsan, olur hep sonumuz giryan Bu irtidat modasında; işimiz suç, günah, isyan İnsanlar, yolu şaşırdı; gemisin kurtaran kaptan Etrafımın zulmetinden, beni de kapladı nisyan Ömür geçti, pek süratle, uyan gönül, artık uyan Hep, bu dünyaya çalıştın; ahiretin oldu ziyan Düştün bedenin peşine, kalbini eyledin viran Akla, ilme hiç uymadın; nefis oldu, sana kumandan Geçti gençlik, hep gafletle; dünya hırsındasın elan Nasihat hiç dinlemedin; yoldan çıktın, sanki sekran Dünya zevklerine daldın; şimdi halin ah-ü figan Hainler aldattı seni; sandın sonsuz bu deveran Didinmeler, boşa gitti; yar olmadı, servet saman İslam’a uyan kimse, anladım olur şadüman Ne yazık, ömrü uçurdum, yeis çöktü, her taraftan Keşke, Kur’ana uysaydım; olurdum, ebedi sultan Dünyaya malik olsa da; kalmıyor insan bi payan Hani Dara ve İskender; hani Roma, hani Yunan? Hani Nemrud, hani Firavn; hani Karun, hani Haman? Hani Cengiz, hani Hitler! Nesi kaldı, zikre şayan? Edison, Markoni, Pastör, ahirette bulmaz ihsan Dünyaya fayda verenler; sanma olur, kamil insan Yılandan tiryak yapılır; zehir olur bazen derman Sakın bakma görünüşe, insanın kemali, iman İman eden, tembel olmaz; çalışınız! Diyor Sübhan Tembeli ve gericiyi; zem etti Nebiy-yi zişan Bir hadiste buyurdu ki (Rabbe mahbubdur, çalışan!) Ruhu da, düşünmek lazım; hep bedeni besler, hayvan Bu bedenin sağlamlığı; geçer, sanki ab-ı revan Evet, beden lazım, çünkü odur, ruhumuz taşıyan Her birin korumak gerek, böyle olmalı, Müslüman Nebiyullah, boş durdu mu? İyi düşün, eyle izan Eshabın hepsi olmuştu; sulhta üstat, harpte aslan Bunları bildiğim halde, nefse uydum, halim lerzan Günahlardan sakınmadım; böyle mi olurdu şükran? Hilmi ümidini kesme, Rabbinin ismidir, Rahman İlahi imdat et bize; etrafımız sarmış düşman Kitap, gazete, film, radyo; olmuş hepsi birer şeytan Bunlar doğruyu gösterse; olur idi, hepsi burhan Bilgi, fen kaynakları da; niye acep, böyle hüsran? Yeni fizik, modern kimya seni gösteriyor, her an Her zerre diyor, Allah var; atomdan ta be asuman Fakat bunları gören yok; kalplerden silinmiş irfan Hakka inat edenlere; olur dünya elbet zindan Avrupa, Amerika hem; Asya’da da, niçin buhran? Çünkü Hakkı görmüyorlar; kafalarını sarmış duman Maddede yükselmiş amma; haberi yok insanlıktan Rahat, huzur beklenir mi komünizm ve masonluktan? Saadete kavuşamaz; İslamlıktan uzaklaşan Moskova radyosu her gün; dine çattı, bu Ramazan Çok alçakça, pek namertçe; İslam’a eyledi bühtan Küfür, devam ederse de; zâlimler kalkar aradan Zâlime imhal ederim; ihmalim yok! Dedi Yezdan Müslümanlar üzülmesin; Kuranı hıfz eder Deyyan Tarihte hep böyle oldu; küfürde geldi, Peygamberan Dünyayı zulmet basınca; doğar idi şems-i taban Şimdi de hidayet şemsi; doğacak, Anadolu’dan Hidayete ermek için; Habibullah, verdi imkân Habib ne demek? Düşünse; kemalini anlar, insan Ya Rab! Büyük nebidir O; köleleri, olur sultan Bir kalbe sevgisi dolsa; eder envar, ondan feyzan Niye görünmüyor o şems? Âmâ olmuş, bütün cihan Sonsuz nimet, büyük şeref; Onu sevmekte, bi güman Onun sevgisine vallah; malım, canım olsun kurban Şekerin tadını bilmez; ağzına koymayan bir an Günahkârım, yüzüm kara; fakat kalbim, aşkla leman Aşk ile pek çok yaş döktüm; şahittir, hak-i Erzincan Bu sevgi, cürme son verdi; halim oldu, nale figan Bilinmez son nefes, amma; saadete budur nişan Nimet, Onu sevmek imiş; oldu bana şimdi ıyan Habibin yanında olsun; bu aşkı bizlere sunan

Add comment Şubat 27, 2009

Fıkıh ilminin önemi

Muhammed Hadimi hazretleri buyurdu ki:
(Dindeki dört delil, müctehid âlimler içindir. Bizim için delil, mezhebimizin bildirdiği hükümdür. Çünkü biz, âyet ve hadisten hüküm çıkaramayız. Bunun için, mezhebimizin bir hükmü, âyet ve hadise uymuyor gibi görünse de, mezhebimizin hükmüne uyulur. Yahut başka bir âyet veya hadisle değişmiştir, yahut tevil edilmesi gerekir. Bunları da ancak müctehid âlimler anlar. Bunun için tefsir ve hadis değil, âlimlerin kitaplarını okumak gerekir.)
[Berika]

DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

fikh1

Add comment Şubat 27, 2009

Akla olan ihtiyaç

(Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?) [Zümer 9] {Demek ki akıl herkeste ölçü olmuyor, bilen de bilmeyen de var. Resulullah efendimizin ve âlimlerin yanında kendi aklımızın ne önemi var? Öyle olsa idi akıl sayısı kadar din olurdu. Nitekim aklına göre Kur’anı yorumlamaya çalışanlar, sayısız grup ve fırkanın meydana çıkmasına sebep olmuşlardır. Âlimlere uyan, bilenlere soran aklını kullanmış olur. Yüzme bilmeden, herkes yüzüyor, onlar da insan diyerek deryanın ortasına atlayan kimse, çok geçmeden boğulur. Herkes haddini bilmelidir.}

DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

Add comment Şubat 27, 2009

aşk aşkım

Aşkım seni nasıl severim bilirmisin?

Nefes almam seni anarken

Kalbin bende seni asla terketmem

Ölümken bile eminim dilimdesin

Aşkım seni nasıl özlerim bilirmisin?

Yangın yeri yanar için için

Derin yara acır gizli gizlice

Severim seni, özlemeyi, herşeyini

Aşkım benimsin paylaşamam

Zannederim yanlız benim içinsin

Söylermisin benim gibi seven var mı seni?

Her gün , dakika ben seninleyim bilirmisin?

Aşkım söyle ne yapayım

Aykırı herşey aykırı biçare

Sen nasıl sevildiğini bilirmisin?

Söylermisin aşkım sana nasıl kanayım?

Aşk aşkım aşk birtanesin neyleyim?

Add comment Şubat 24, 2009

ÖLÜMÜM VAR

Ölüm var

Kolun, kanadın düştüğü gün var

Herne varsa işin yarım kalan gün var

Dilinin son kalan sözü var

Ölüm var

Kara toprakların kucak açtığı gün var

Bilinmezlere kalan sonun var

Kimler taşır hazırmısın?

Ölüm var

Her kişiden ayıran zaman var

Zamanı bilinmeyen an var

Ne acıdır akibet ne götürürsün

Ölüm var

Bir parça seccaden kadar

Soğuk, yanlız ve kimsesesiz

İşitip cevap veremediğin toprak var

Ölüm var

Ateşmi yerin, cennet bahçesimi?

Bilinmeyen nice halin var

Dua beklersin çokça isteğin var

Ve Ölüm Var

Add comment Şubat 24, 2009

ZİKR YAPMAK

Yavrum! Annenin yavrusuna karşı yapdığı gibi, dahâ ne zemâna kadar kendine böyle titreyeceksin? Dahâ ne güne kadar, nefsin için üzülecek, sıkıntılara düşeceksin? Yakında, elbet öleceksin! O hâlde! Kendini ve herkesi ölmüş bil! Duymaz, kımıldamaz bir taş gibi düşün! Zümer sûresi, otuzuncu âyetinde meâlen, (Sen elbette öleceksin! Onlar da elbette ölecekler!) buyuruldu. Bu kısa zemânda, yapılması gerekli en mühim şey, çok zikr yaparak, kalbi hastalıkdan kurtarmağı düşünmekdir.

DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

Add comment Şubat 24, 2009

Peygamber efendimizin faziletleri

Sual: Peygamber efendimizin faziletlerini bildirir misiniz?
CEVAP
Mevahib-i ledünniyye
ve Mirat-i kâinat kitaplarında bildirilen faziletlerinden bazıları şöyledir:
Canlılar içinde ilk olarak Muhammed aleyhisselamın ruhu yaratıldı. Hak teâlâ (Her şeyi senin için yarattım, sen olmasaydın, hiçbir şeyi yaratmazdım) buyurdu. Tevrat, İncil ve Zebur’da övülüp müjdelenmiştir.

DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

Add comment Şubat 24, 2009

tevekkül

Add comment Şubat 22, 2009

Îmansız ölmekten korkmayan

Îmansız ölmekten korkmayan Evliyânın büyüklerinden Cüneyd-i Bağdâdî hazretlerine kuddise sirruh Bir gün, bazı sevdikleri; Efendim, bir müslüman için en büyük mesele nedir? diye sordular. En mühim mesele, dünyâdan (Îman ile) gitmektir. Onun için (Îmansız gitmek)ten çok korkmalı ve titremelidir. buyurdu. Ve ekledi: Bunun içindir ki büyükler; Îmanımın gitmesinden, (söğüt yaprağı) gibi titriyorum buyurmuştur. Sordular: Îmansız gitmemek için ne yapmak lâzım efendim? Ehl-i sünnet âlimlerinin rahmetullahi aleyhim kitaplarından, (Îman) ve (Küfür) bahislerini iyi okuyup öğrenmelidir. Ayrıca (îmansız ölmek)ten çok korkmalıdır. Nitekim büyüklerimiz; Îmansız ölmekten korkmayan Kimse, îmansız ölür buyuruyor.

Add comment Şubat 21, 2009

Doğru yolda olmanın şartları

(Bir hükmün doğru veya yanlış olduğu Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiklerine uygun olup olmamakla anlaşılır. Çünkü Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiklerine uymayan her mana kıymetsizdir, yanlıştır. Çünkü her sapık, Kur’an ve sünnete uyduğunu sanır, sapıklığının doğru olduğunu iddia eder. Yarım aklı, kısa görüşüyle, bu kaynaklardan yanlış manalar çıkarır. Doğru yoldan kayar, felakete gider. Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdikleri manalar doğrudur, bunlara uymayan yanlıştır.) [1/ 286]

TAMAMI İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ

Add comment Şubat 20, 2009

Hediyeyi kime verdin?

Cuma gününüz hayırlı ve mübarek olsun.

Cenabı Hak, din ve dünya saadeti ihsan eylesin.

Gönül Sultanları

 

Hediyeyi kime verdin? Bir Velî zat, bir kimsenin eline kıymetli bir (Hediye) verip; Bunu, mektebin en güzel talebesi hangi çocuksa, ona ver! buyurdu. Adam; Peki efendim, başüstüne! deyip çıktı. Kendi çocuğu da o mektepteydi. Yüzlerce çocuktan kendi oğluna verdi o hediyeyi. Geri geldiğinde o Velî sordu: Hediyeyi kime verdin? Kendi oğluma verdim efendim. Niçin? Baktım, baktım, baktım… (ondan daha güzelini) göremedim efendim. Buyurdu ki: İşte kıyâmet gününde de böyle olur. Allahü teâlâ (Rahmet hediyesini) Muhammed aleyhisselâma verir. O da mahşer yerine gelir. Mahşer halkına bakar, bakar, bakar, (kendi ümmetinin asilerine) verir o hediyeyi. Hak teâlâ hazretleri; “celle celâlüh” Ey Habîbim! Senin ümmetin girmedikçe, diğer ümmetlerin hiçbirisi Cennete giremez buyurur.

GÖNÜL SULTANLARI İÇİN TIKLAYINIZ

ŞİİRLERLE MENKIBELER İÇİN TIKLAYINIZ

Add comment Şubat 20, 2009

Zenginlik ve Fakirlik

Sual: Yoksul bir ülkede zenginlerin milyarlar sarf ederek villalar yaptırması israf ve haram değil midir?
CEVAP
Zekatını fakirlere veren ve alın teri ile helalinden kazanan kimsenin villa, köşk yaptırması haram değildir, helal ve makbuldür. Asıl uygun olmayan, helal olmayan, tembel oturmak, çalışmayıp, fakir kalmak, yahut kazandıklarını haram şeylere verip, basit meskende kalmaktır.

DEVAMI İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ

Add comment Şubat 18, 2009

DOKTOR ÖLÜME ÇAREN VAR MI?

Doktor ölüme çaren var mı?

Ölüm ilacın var mı?

Ölümü düşünmekten gayrı

Derde derman varmı?

Yaşlanmayan tek gözlerim

Yaşarır hüzünle

Bu beden yaşlanırda belki;

Derde derman var mı?

Ölüm acı ayrılık

Keser her ne varsa dileğinden

Gayrı ibret alırmı bilmem

Derde derman var mı?

Toprak soğuk ve ıslak

Ne götürdün bilen varmı?

Ne haldesin kimsesiz?

Derde derman varmı?

Garipsin işte sonun ne?

Ayrılık yıkar kırar ne varsa

Kim yıkar sen uyurken?

Derde derman varmı?

Belki belki diye umutla

İmanla ölmek hayaliyle

Unutulan dert tam yakanda

Derde derman varmı?

Add comment Şubat 17, 2009

Bilmek, yapmak içindir

İyi bil ki, çalışmayınca, din yolunda yürümedikçe sevab kazanamazsın! Beni İsrailden birisi çok seneler ibadet etmişti. Allahü teâlâ, bunun ibadetlerini meleklere göstermek istedi. O kimsenin yanına bir melek gönderip şöyle sordurdu:
-Daha ne kadar ibadet edeceksin? Cennetlik olmadın mı? Cevabında dedi ki:

-Benim vazifem, kulluk yapmaktır. Emir sahibi Odur. Melek bu cevabı işitince:

-Ya Rabbi! Sen her şeyi bilirsin. O kulunun cevabını da duydun dedi.

Allahü teâlâ; (O kulum, alçaklığı, aşağılığı ile beraber bizden yüzünü çevirmiyor, biz de ihsan ve merhamet sahibi olduğumuzdan, elbette onu bırakmayız. Ey meleklerim! Şahid olunuz, onu affettim) buyurdu.”

YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ

Add comment Şubat 16, 2009

Başkasının ayıbıyla uğraşmak

Netice olarak, Allahü teâlânın sıfatlarından biri Settardır yani günahları örtücüdür. Müslümanın da din kardeşinin ayıbını, kusurunu örtmesi lazımdır. Bir kimsenin ahmak olduğuna alamet, kendi ayıbını bırakıp, başkasının ayıbıyla uğraşmasıdır. Peygamber efendimizin buyurduğu gibi:
(Kendi nefslerinizin ayıblarını araştırınız, başkalarının ayıblarını araştırmayınız!)


YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ

Add comment Şubat 16, 2009

NEFS İLE CİHAT

Hadis-i şerifte bildirilen büyük cihad, bedene, cesede karşı yapılan cihaddır; çünkü insanın bedeni, su, ateş, toprak ve hava gibi birbirine zıt olan dört türlü maddeden yapılmıştır. Her çeşit madde, başka şeyler istemekte ve başka şeylerden kaçmaktadır. İnsanın şehvani istekleri, bedenden doğmaktadır. Gazap etmesi, istememesi de, bedenden ileri gelmektedir. İnsanda bu cihadın sonu olmaz. Nefsin itminana ermesi, bu cihadı ortadan kaldırmaz. Kalbin vilayet makamına kavuşmasıyla, bu cihad yok olmaz. İnsanda bu cihadın bulunması, çeşitli faydalar sağlamaktadır. Böylece beden temizlenir. Ahirette yüksek derecelere kavuşur. Dünya hayatında beden kalbe tâbidir. Ahirette iş bunun tersinedir. Orada kalb bedene tâbi olur. İnsan ölünce ahiret hayatı başlar. Bu cihad biter. (2/50)

DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

Add comment Şubat 16, 2009

BEN ONA AŞIK OLDUM

*Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Kur’an-ı kerimi okurken, Peygamber efendimizin ismi geçince hemen o mübarek ismi sevgiyle, saygıyla öpmeli. Çok nimete kavuşulur.

Musa aleyhisselam zamanında hiç kimsenin sevmediği, günahkâr bir kimse vardı. Bu öldü. Bu da adam mı diye çöplüğe attılar. Allahü teâlâ Musa aleyhisselama emretti, benim falanca çöplükte bir evliya kulum var, onu oradan çıkar, temizle, namazını kıl ve defnet. Musa aleyhisselam adamı çöplükten çıkardı, güzelce yıkadı, kefenledi, namazını kıldı, bu arada ahali şaşırdı, Allah’ın Resulü bunların çöpe attığı adamı temizliyor, kefenliyor, namazını kılıyor.
DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

Add comment Şubat 16, 2009

KUL HAKKI

Kul hakkı
Sual: Hak sahibi ölmüşse veya sağ ise kul hakkından nasıl
 kurtuluruz?
CEVAP
Kul hakkı beş türlüdür:
1- Mali [Parasal]
2- Nefsi [hayati yönden]
3- Irzi [Haysiyetle ilgili]
4- Mahremi [Namusla ilgili]
5- Dini.

DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

Add comment Şubat 7, 2009

Salevat getirmek

Resul-i ekrem efendimizin ismini söyleyince, işitince, yazarken ve okurken

 Ona salevat getirmek hürmete ve sevap kazanmaya sebep olmaktadır.

Salevat, salat kelimesinin çoğuludur. Salat, dua demektir. Peygamber efendimiz

 için yapılan dualara salevat getirmek denir. Kur’an-ı kerimde, (Allah ve

melekleri, Resule salat ediyor. Ey iman edenler, siz de salat edin)

buyuruluyor. (Ahzab 56) Hadis-i şerifte de, (Bana bir salat getirene,

Allah ve melekleri 70 salat getirir) buyuruldu. (İ. Ahmed)

DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

Add comment Şubat 7, 2009

İlaçların en iyisi Kur’an-ı kerimdir

Neden bahsederse bahsetsin, Kur’an-ı kerimin her âyeti, her harfi

şifadır.
Hadis-i şerifte, (İlaçların en iyisi Kur’an-ı kerimdir) buyuruldu.

 (İ.Mace)

Peygamber efendimiz üç türlü ilaç kullanırdı. Kur’an-ı kerim veya dua

 okurdu. Fen ile bulunan ilaçları kullanırdı. Her ikisini karışık kullanırdı.

 Bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Kur’an-ı kerimden şifa beklemeyen, şifaya kavuşamaz.) [Deylemi]

Kur’an-ı kerim ve dua, şartlarına uygun okunursa, elbette şifa verir.

Okuyanın ve hastanın buna inanması gerekir. Haram işleyenin ve itikadı

düzgün olmayanın okuması fayda vermez. Kur’an-ı kerimi ücretle okumak

haramdır. (Tefsir-i Mazhari)

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Fatiha her derde devâdır.) [Beyheki]

DEVAMI VAR OKUYABİLMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Add comment Şubat 4, 2009

AÇIK GEZMEK (TESETTÜR)

Açık gezmek farklı bir günahtır

Sual: Bazıları, “Tesettür imanın veya İslam’ın şartı değildir.

Tesettür üzerinde bu kadar fazla durmamalı” diyorlar. Açık

gezmek, diğer haramlardan farklı değil midir?
CEVAP
Böyle söylemek çok yanlıştır. Farzlara uymaya, haramlardan

sakınmaya teklif denir. Tekliflere yani emirlerin yapılmasına

ve yasaklardan sakınmak gerektiğine inanmak, imanın şartıdır.

Tekliflerin çoğuna inanıp da, yalnız birine inanmayan, buna

uymak istemeyen, Muhammed aleyhisselama inanmamış olur.

Kâfir olur. Müslüman olmak için, tekliflerin hepsine inanmak,

hepsini beğenmek gerekir. Bir müslüman, tekliflere inandığı

halde, bunlara uymazsa, mesela, kötü arkadaşa ve nefsine

uyarak, içki içerse, tesettüre riayet etmezse, imanı

gitmez, kâfir olmaz. Günahkâr müslümandır.

Tekliflerin [Allah’ın emirlerinin] hepsine inanıp amel

 ettiği halde, sadece birine uymak istemezse, yani beğenmez,

vazife olduğuna önem vermez ise, hafif görürse, imanı gider,

kâfir olur.

Mesela, (Açık geziyorsam ne çıkar? Sen kalbe bak. Kalbim

 temizdir) demek, tekliflerin bir kısmını beğenip bir kısmını

 beğenmemektir. Her müslümanın bu inceliğe dikkat

etmesi, tekliflere uymayanların, imanlarının gitmemesi için

uyanık olmaları gerekir. Teklife uymamak başka, uymak

 istememek, beğenmemek başkadır. Bu ikisini karıştırmamalıdır!

Açık gezmek, diğer günahlardan üç yönden farklıdır:

Birincisi:
Ara sıra değil, devamlı işlenen bir günahtır.

Hadis-i şerifte, (Küçük günaha devam edilirse, büyük olur)

 ve (İnsan, günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta

 hasıl olur. Günaha devam ederse, o leke büyür ve

 kalbinin tamamını kaplar) buyuruldu. (Haraiti)

Demek ki, devamlı günah işleyenlerin kalbleri kararır.

 Kalbi kararan ne olur? Peygamber efendimiz, (Günaha

devam edenlerin zamanla kalbi mühürlenir.

O, artık sevap işleyemez olur) buyuruyor. (Bezzar)

Tesettürsüz kadın, oruç tutsa, oruç borcundan, zekat

verse zekat borcundan kurtulur, fakat orucunun ve

zekatının sevabı azalır. Yani, işlediği günahlar, kazandığı

 sevapları alır götürür. Elinde sevabı kalmadığı için, sevap

 alamaz, sevabı olmaz deniyor. Yoksa sahih ve ihlaslı olan her

ibadetin sevabı olur.

Sonra dinimizde, sevap kazanmaktan önce, günahtan kaçınmak

 esastır. Hadis-i şerifte, (Ufacık bir günahtan kaçınmak,

 bütün cin ve insanların ibadetleri toplamından daha

 iyidir) buyuruldu. (S. Ebediyye)

Zengin kadına hacca gitmek farzdır. Yanında mahremi yoksa

gitmek haram olur.

İkincisi:
Gizli işlenen günahı açıklamak da ikinci bir günahtır.

 Açık gezen kadın, bu günahı pervasızca işlediği için, başkalarına

kötü örnek olmaktadır. Hadis-i şerifte, (Her mümin affedilir,

ancak günahını başkalarına açıklayan hariç) buyuruldu.

 (Buhari)

Tesettürsüz kadın, günahı alenen işlemiş oluyor, günahını

 başkalarına açıklamış oluyor. Hadis-i şerifte bildirildiği gibi,

açık işlenen günahların affı zor olur.

Her ne kadar açık-saçık gezene kâfir dememek gerekir ise de,

açık gezen kadının zamanla kalbi kararır, açık gezdiği için, içi

 sızlamazsa, imanı da zayıflayıp bir gün tamamen sönebilir.

Üçüncüsü:
En önemlisi budur. Açık saçık gezmek, iffetsizliğe

yol açan bir günahtır. Bir kadın içki içse, kumar oynasa,

hırsızlık etse, kocası, bunlardan vazgeçirmeye, tedavi etmeye

çalışır. Fakat açık gezen kadın, iffetsizliğinde ileri giderse,

kocası tedavisine çalışmadan hemen bırakır. Öldüren bile

çıkar.
Peygamber efendimiz, erkeğin avret yerinin diz ile göbek arası,

 kadının ise, yüz ve iki elinden başka bütün bedeninin

avret olduğunu bildirmiştir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Avret yerini açmak büyük günahtır.) [Hakim]

(Avret yerini açana, başkasının avret yerine bakana

Allah lanet etsin!) [Beyheki]

Kur’an-ı kerimde ise mealen buyuruldu ki:
(Mümin kadınlara söyle: [Yabancı erkeklere

bakmaktan] sakınsınlar, ırzlarını korusunlar,

[el, yüz gibi] görünen kısmı hariç, ziynetlerini

[Saç ve gerdan gibi ziynet takılan yerleri] göstermesinler,

 başörtülerini yakalarına kadar [saç, kulak ve gerdanlarını]

 örtsünler!) [Nur 31]

Ahzab suresinde de, Allah’tan korkan kadınların, yabancı

erkeklerle konuşmak durumunda kalınca, kötü niyetli

erkeklerin tahrikine sebep olmamaları için, yumuşak

 konuşmamaları emrediliyor. Sesten tahrik olan erkek, açık

 kadına bakınca tahrik olmaz mı?

Artık dileyen Allahü teâlânın emrine uyar, dileyen de

nefsine ve şeytana uyar.

 

TESETTÜR İLE İLGİLİ ÇEŞİTLİ SORULAR TIKLAYINIZ

Add comment Şubat 4, 2009

Müstekîm ol

Müstekîm ol
Hiç usandırma ili, il usandırmaz seni
Hileli iş yapma hem, kes dolandırmaz seni
Din düşmanından bir su, içme kandırmaz seni
Korkma kâfirden ateş, olsa yandırmaz seni

Müstekîm ol, hazret-i Allah utandırmaz seni

Her zarar, insana bil, kendi nefsinden gelir
Yüz karası âdeme, su-i fehminden gelir
Şeref-ü şan mekâna hep mekininden gelir
İstikâmet insana, elbet dininden gelir

Müstekîm ol, hazret-i Allah utandırmaz seni

Her şey geçer âlemde, bir hâlde yoktur sükûn
Bil ki değmez teessüf etmeğe dünyay-ı dun
İstikâmet zarardan, seni hep eyler masun
Hak eder sâdıkların hasmını elbet zebun

Müstekîm ol, hazret-i Allah utandırmaz seni

Birini tezlil için, zulümle etme iştigâl
Arkadaş kazanmağa, olur mani su-i hâl
Yüzsuyu dökme sakın, hem de etme kil-ü kal
Müstekîm ol, hep çalış, verir elbet Zülcelâl

Müstekîm ol, hazret-i Allah utandırmaz seni

İster ise hıfz eder, hep Allahü lem yezel
Irzına müminlerin, düşman verse de halel
Tâ ezelden söylenir, halk dilinde bu mesel:
Celb eder mükâfâtı, insana elbet amel

Müstekîm ol, hazret-i Allah utandırmaz seni

At riyayı, tezyin et, ihlâsla ef’âlini
Boş buğazlık eyleme, fikr et önce kâlini
Ne türlü saklayayım, desen de ahvâlini
Hak teâlâ a’lemdir, bilir bütün hâlini

Müstekîm ol, hazret-i Allah utandırmaz seni

Mağrur olmaz mal ile mülk ile ehl-i hired
İnsanın işi döner, her şeye vardır bir had
Ölüm vakti gelince, kimseden gelmez medet
Nefsine uyma sakın, hâk olur bir gün ceset

Müstekîm ol, hazret-i Allah utandırmaz seni

Sonsuz cihanı düşün, zıllı âbâd eyleme
Ehl-i sünnet kitabı, oku inat eyleme
Fırsat eldeyken uyan, ömrü berbat eyleme
Yakmağa sürükleyen fiili mutad eyleme

Müstekîm ol, hazret-i Allah utandırmaz seni

Hâline şeytan güler, görünce bu gafleti
Kendine gel azizim, güldürme ol şirreti
Hâin olma, cihana, ver keremle şöhreti
Her şeyin üstündedir, hüsn-ü hulkun rif’ati

Müstekîm ol, hazret-i Allah utandırmaz seni

İLİM ÖĞRENMEK  TIKLAYINIZ

ŞİİR MENKIBE GÜZEL SESLER

Add comment Şubat 4, 2009

MÜMİNLER İÇİN DUA

 

69 — ÜÇÜNCÜ CİLD, 15. ci MEKTÛB

Mİftâh-un-necât) da yazılı hadîs-i şerîfde, (Bir kimse, mü’minler için,

hergün yirmibeş kerre, istigfâr okursa, Allahü teâlâ, bu kimsenin kalbinden

gıl ve hasedi çıkarır. İsmi, Ebdâl ismleri arasına yazılır. Ona, bütün mü’minler

 adedince, sevâb yazılır. Kıyâmet günü, bütün mü’minler: Yâ Rabbî, bu kulun

bizim için, istigfâr okurdu. Sen de onu afv eyle! derler) buyuruldu. Gıl, hîyle

 demekdir. Ebdâl, Evliyâdan bir sınıfın ismidir. Hergün (Allahümmagfir lî

ve li-vâlideyye ve lil-mü’minîne vel-mü’minât vel-müslimîne vel-

müslimât el-ahyâ-i minhüm vel-emvât bi-rahmetike yâ Erhamerrâhimîn)

okumalıdır. Bu düâ, (Kitâbüssalât) kitâbımızda da yazılıdır.

YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ

MEKTUBAT İÇİN TIKLAYINIZ

Add comment Ocak 30, 2009

İRADE

İrade-i cüziyye nedir
Sual: Hayır ve şer Allah’tan olduğuna göre, irade-i
cüziyyenin yeri nedir?
Her şeyi ve insanların iyi, kötü her işini Allahü teâlâ
yaratıyor ise de, insanlara irade-i cüziyye vermiştir.
İrade-i cüziyye insandan meydana gelir; fakat insan bunu
yarattı denilemez.

DEVAMI AÇIKLAMA İÇİN TIKLAYINIZ

Add comment Ocak 30, 2009

DİNİ ALET ETMEK

Dini ticarete alet etmek, en büyük günahlardan biridir. Bu CD’leri,

kitapları ve Mushafları satmak, Kur’an-ı kerim öğretilmesine,

okunmasına sebep olmak niyetiyle olursa, caiz ve sevab olur; fakat

böyle niyetin alameti, bunları maliyetine yakın, çok az bir kârla satmaktır.

 Başka geliri de varsa, Mushafı kârsız satmalıdır. Sadece kâğıt, işçilik ücreti

 ve masraflarını almak, caizdir. (S. Ebediyye)

DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

Add comment Ocak 30, 2009

İLİM

İlim, amel, ihlas
Sual: Daha çok hangi ibadetleri yapmayı tavsiye edersiniz?
CEVAP
Bir kimse, Peygamber efendimiz aleyhisselama en hayırlı
amelin ne olduğunu sual edip, (İlim) cevabını alınca tekrar
 sordu:
- Ya Resulallah, ben amelden sual ediyorum. Siz ilimden
bahsediyorsunuz.
- Allahü teâlâ, hiç ilimsiz ameli kabul eder mi? (B. Arifin)

Yine Peygamber efendimiz buyurdu ki:
(Bir müddet ilim mütalaa etmek, bütün geceyi

 ibadet ve namazlı geçirmekten efdaldir.) [Beyheki]

Şeytan, ihlas ve ibadeti çok olan bir âbidi kandırmak için

 insan kılığında, Âbidin evine gelerek dedi ki:
- Senin Cennetlik olduğunu öğrendim. İbadet ve ihlasın yedi
bucağa yayılmıştır. Senden istifade edebilmek için bir müddet
misafirin olmak istiyorum.

DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

DİNİMİZ İÇİN TIKLAYINIZ

Add comment Ocak 30, 2009

KARA KARANLIK AŞK

KARANLIK                                                                          AŞK

Hem kara, karanlık                                   Aşığım sana bu nasıl bilmiyorum

Hem çırılçıplak                                           Kaybedersem diye korkuyorum

Bilmediğin kaldımı bende?                      Ateş düştü yüreğime, hemde aklıma

Seni çok özlerim                                           Sensiz nasıl yaşarım bilemem

Uykusuz geceler                                           Bildiklerimi unuttum isteyerek

Buhran nasıl işler                                          Tek sen varsın artık

Bilinmezler ezberlenir                                 Nasıl anlatılır bilemem

Seni çok özlerim                                             Her yer sensin, heryere taşırım

Karanlık benim                                                Severek, istekle yanarım

Bulanık benim                                                   Kavuşulmaz, vuslat isterim

Sen berrak tertemiz                                        Seni başka çok başka severim

Seni çok özlerim                                               Sana benden daha yakın kim var bileyim

Kara karanlık ve hemde aydınlık                Ben zannederim ki paylaşamam

Işıksın ben nasıl göreyim                               Eyvah sakın geri alma sevgini

Pırıl pırıl parlarsın hayranım                        Buram buram yanarım

Seni çok özlerim.                                                 Bilirim çok sevilirken

                                                                                    Bundan da haberdersin.

 

                                       

                                                        GÜNEŞ GİBİ

                                               Kavurucu güneş gibi

                                               Yakıcı ateş gibi

                                               Alev alev yangın gibi

                                                Söndüren su gibi

                                                Güneş gibi güneş gibi

                                                Şeffaf saydam gösterir içimi

                                                Öyle aydınlatır ki

                                                 Görürüm görmediklerimi

                                                  Saklarım, saklayamam

                                                  Herkes bilir ben söylerim

                                                  Suskun dilim susmaz oldu

                                                  Gülmez yüzüm güler oldu

                                                  Açık yara kapanamaz oldu

                                                  İplerim elinde oyuncak oldu

                                                  Ben nereye sen oraya

                                                  Güneş gibi, güneş gibi

                                                   Yak beni eriyeyim

                                                   Soldur beni kuruyayım

                                                    Bak bana biteyim

                                                    Tükenen hayatımı tamamlayayım.

Add comment Ocak 29, 2009

Kelime-i tevhidin manâsı

osman_unlu1

Kelime-i tevhidin manâsı
26.01.2009

Müslüman olmak için, Kelime-i tevhidi söylemek, manâsını kısaca bilmek ve
inanmak lazımdır.

Kelime-i tevhid; “La ilahe illallah Muhammedün resulullah” demektir.

Kelime-i tevhidin kısaca manâsı ise; “Allahü teâlâ vardır, birdir, ortağı, benzeri

yoktur ve Muhammed aleyhisselam Onun kulu ve peygamberidir” anlamındadır.

İmam-ı Gazali hazretleri, Kimya-i saadet kitabında, Kelime-i tevhidin geniş

anlamını açıklarken buyuruyor ki:
“Müslüman olan bir kimseye, ilk önce La ilahe illallah, Muhammedün resulullah
kelimesinin manâsını bilmek ve inanmak farzdır. Bu kelimeye Kelime-i tevhid
 denir. Her Müslümanın, Kelime-i tevhidin manâsına hiç şüphe etmeden, yalnız
 inanması yetişir. Bunları, delil ile ispat etmesi ve akla uydurması farz değildir.
 Resulullah efendimiz, ilk Müslüman olanların, delil ile bilmelerini ve bu
delilleri de söylemelerini, şüphelerini araştırıp, bunların çözülmesini emir buyurmadı.
 Yalnız inanmalarını, şüphe etmemelerini emreyledi. Herkesin böyle kısaca iman etmesi
 yetişir. Fakat, her şehirde birkaç din aliminin bulunması farz-ı kifayedir. Bunların,
 delilleri bilmesi, şüpheleri gidermesi, sualleri çözmeleri vaciptir. Bunlar, müminlerin
çobanı gibidir. Bir taraftan, onlara itikat, yani iman bilgisi öğretir, itikatlarını korur.
 Bir taraftan da din düşmanlarının iftiralarına cevap verirler.

Kelime-i tevhidin manâsını, Kur’an-ı kerim bildirmekte, Resulullah efendimiz de bu

bildirilenleri açıklamaktadır. Eshab-ı kiramın hepsi, bu açıklamaları öğrendi ve
 kendilerinden sonra gelenlere bildirdiler. Eshab-ı kiramın bildirdiklerini hiç değiştirmeden
, olduğu gibi, kitaplara geçirerek bizlere ulaştıran yüksek din alimlerine Ehl-i sünnet denir.
 Herkesin, Ehl-i sünnet itikadını öğrenmesi, bu inançta birleşmeleri lazımdır. Saadetin
tohumu, bu itikattır ve bu itikatta birleşmektir. Kelime-i tevhidin manâsını, Ehl-i sünnet
alimleri şöyle bildiriyor:
İnsanlar yoktu, sonradan yaratıldı. İnsanların bir yaratanı vardır ve her varlığı da, O
yaratmıştır. Bu yaratan birdir, ortağı, benzeri yoktur. O, hep var idi, varlığının başlangıcı
olmadığı gibi sonu da olmaz. Onun hep var olması lazımdır ve O, yok olamaz. Varlığı
kendindendir, hiçbir sebebe ihtiyacı yoktur. Ona muhtaç olmayan hiçbir şey yoktur.
Her şeyi var eden, her varı her an varlıkta durduran Odur. O, madde, cisim değildir. Hiçbir
 maddede bulunmaz, şekli yoktur. O deyince, akla hayale gelen her şey, O değildir. O,
mahlukları gibi değildir. Akla, vehme, hayale gelen her şeyi, O yaratmaktadır. Her varlık,
 Arş’ın altındadır. Arş ise, Onun kudreti, kuvveti altındadır. O, ezelde, sonsuz öncelerde nasıl
 ise, şimdi de hep öyledir. Arş’ı yaratmadan önce nasıl idi ise, ebedi sonsuz geleceklerde
de, hep öyledir. Onda değişiklik olmaz. Onun sıfatları vardır. Sıfat-ı sübutiyyesi sekizdir:
Hayat, ilim, sem’, basar, kudret, irade, kelam, tekvin. Bu sıfatlarında da, hiç değişiklik
olmaz. Zira değişiklik olması, kusurdur. Onda kusur, noksanlık yoktur.

Allahü teâlâ, kullarına, Peygamberler gönderdi. Bu büyük insanlar vasıtası ile kullarına,

saadete ve felakete sebep olan işleri bildirdi. Peygamberlerin en yükseği, son
Peygamberi olan Muhammed aleyhisselamdır. Yeryüzündeki dinli dinsiz herkese, her
yere, her millete Peygamber olarak gönderilmiştir. Bütün insanların, meleklerin ve cinnin
Peygamberidir. Dünyanın her yerinde, herkesin, o yüce Peygambere tabi olması, uyması
lazımdır.”

Netice olarak Kelime-i tevhidi, anlamı ile bilmek, inanmak ve her zaman söylemek lazımdır.

Zira Resulullah efendimiz; (Mahşer günü bir kişi gelecek, doksan dokuz defteri olup,
 her bir defterin sathı, göz gördüğü kadar geniştir. Hiçbirinde iyiliği olmayıp,
yalnız bir parmak kadar, o kimsenin dünyada söylediği Kelime-i tevhid bulunur.
O doksan dokuz defter terazinin bir kefesine ve bir Kelime-i tevhidi diğer
kefesine koyarlar. Kelime-i tevhid tarafı ağır gelir) buyurmuştur.

2 comments Ocak 26, 2009

KABİR SUALLERİ

Kabir sualleri

Sual: Kabirde ne sorulacak, cevapları nedir?
CEVAP
Kabir sualine cevap olmak üzere şunları öğrenmelidir:

Rabbin kim?
CEVAP
Allahü teâlâ.

Dinin nedir?
CEVAP
İslâm dini.

Hangi Peygamberin ümmetindensin?
CEVAP
Muhammed aleyhisselamın.

Kitabın nedir?
CEVAP
Kur’an-ı kerim.

Kıblen neresidir?
CEVAP
Kâbe-i muazzama.

İtikadda mezhebin nedir?
CEVAP
Ehl-i sünnet vel cemaat.

Amelde mezhebin nedir?
CEVAP
4 mezhepten hangisi ise, mesela Hanefi, Maliki, Şafii ve Hanbeli’den

 biri söylenir.

Ayrıca aşağıdaki esasları da bilmek lazımdır:

Kimin zürriyetindensin?
CEVAP
Âdem aleyhisselamın.

Kimin milletindensin?
CEVAP
İbrahim aleyhisselamın.

İman nedir? Amentü’nün esasları nelerdir?
CEVAP
İman, Muhammed aleyhisselamın Allahü teâlâ tarafından getirdiği

 emir ve yasaklara inanmak ve inandığını dil ile söylemek demektir.

İman, Amentü’de bildirilen altı esasa inanmak ve Allahü teâlâ

 tarafından bildirilen emir ve yasakların tamamını kabul etmek ve
beğenmektir.

Amentü şöyledir:
Âmentü billahi ve melaiketihi ve kütübihi ve rüsülihi vel yevmil ahiri

 ve bilkaderi hayrihi ve şerrihi minallahi teâlâ vel ba’sü ba’del
mevti hakkun. Eşhedü en lâ ilahe illallah ve eşhedü enne
Muhammeden abdühü ve resülühü.

[Yani, Allah’a, meleklerine, gönderdiği kitaplarına, peygamberlerine,

ahiret gününe, kadere, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna, öldükten
 sonra dirilmeye inanıyorum. Allah’tan başka ilah olmadığına ve
 Muhammed aleyhisselamın da Allah’ın kulu ve son Peygamberi
 olduğuna şehadet ediyorum.]

İslam’ın şartları nelerdir?
CEVAP
Şunlardır:
1- Kelime-i şehadet getirmek
Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü

ve resulühü demek. Manası şudur:
(Ben şehadet ederim ki, [Yani görmüş gibi bilirim ve bildiririm ki]
Allah’tan başka ilah yoktur. Ve yine şehadet ederim ki, Muhammed
aleyhisselam Onun kulu ve resulüdür.)
Resulullaha inanmak demek, Onun bildirdiklerinin tamamını kabul
etmek, inanmak ve hepsini beğenmek demektir.
2- Namaz kılmak
3- Zekât vermek
4- Oruç tutmak
5- Hac etmek

Allahü teâlânın sıfatları nelerdir?
CEVAP
Allahü teâlânın Sıfat-ı zatiyye’si altıdır:
1- Vücûd
2- Kıdem
3- Bekâ
4- Vahdaniyyet
5- Muhalefetün-lilhavadis
6- Kıyâm bi-nefsihi

Allahü teâlânın Sıfat-ı sübûtiyye’si sekizdir:
1- Hayat
2-
İlm
3-
Sem’
4-
Basar
5-
İrade
6-
Kudret
7-
Kelam
8-
Tekvîn

Not: Bu esaslar hakkında geniş bilgi, Tam İlmihal Seadet-i
Ebediyye’de var. Bu kıymetli kitap, www.hakikatkitabevi.com
adresinden okunabilir ve temin edilebilir. Ayrıca, sitemizde Doğru
İman Bilgileri maddesinde de bu konularda geniş bilgi var.

Add comment Kasım 27, 2008

Her insanda bulunan kiramen katibin melekleri

Her insanda bulunan kiramen katibin melekleri, insanların yaptığı

bütün işlerin resmini çekmekte, her anını filme almaktadır. İnsanların

 yapacağı işleri Allahü teâlâ ezelde bildiği için levh-i mahfuza da

 kaydetmiştir. En ufak bir yanlışlık ve haksızlık olmayacaktır. Âyet-i

 kerimede mealen, (Hiç kimseyi gücünün yettiğinden fazlası

 ile yükümlü kılmayız. Nezdimizde hakkı söyleyen bir kitap

 vardır. Hiç kimse haksızlığa uğratılmaz) buyuruluyor. (Müminun 62)

Milyarlarca insanın hesabı çok kısa bir zamanda yapılacaktır. Kur’an-ı

kerimde “Vallahü seriulhisab” ifadeleri geçmektedir. (Allah, hesabı

 çok çabuk görür) demektir.
Herkes hesaba hazırlanmalıdır!

Salihlerin, iyilerin defteri sağ tarafından, fasıkların, kötülerin arka veya

sol tarafından verilecektir. İyi ve kötü, büyük ve küçük, gizli ve meydanda

 yapılmış olan her şey defterde yazılı bulunacaktır. Kiramen kâtibin

meleklerinin bilmediği işler bile, a’zanın haber vermesi ile veya Allahü

teâlânın bildirmesi ile ortaya çıkarılacak, her şeyden sual ve hesap

olunacaktır. Mahşerde, Allahü teâlânın dilediği her gizli şey meydana

çıkacaktır. Meleklere, yerlerde, göklerde neler yaptınız? Peygamberlere,

 Allahü teâlânın hükümlerini Onun kullarına nasıl bildirdiniz? Herkese de,

 Peygamberlere nasıl uydunuz, sizlere bildirilen vazifeleri nasıl yaptınız?

 Birbiriniz arasında bulunan hakları nasıl gözettiniz diye sorulacaktır.

Mahşerde, imanı olup, ameli ve ahlakı güzel olanlara mükafat ve ihsanlar

 olacak, kötü huylu, bozuk amelli olanlara ağır cezalar verilecektir.

MELEKLERE İMAN TIKLAYINIZ

AHİRET GÜNÜNE İMAN TIKLAYINIZ

arkadaslik-dostluk001

Add comment Kasım 26, 2008

İnnâ lillah ve innâ ileyhi râci’ûn

15- Biri ölünce veya kötü bir haber duyunca,

 (İnnâ lillah ve innâ ileyhi râciûn)

demek sünnettir.

Sual: Başımıza bir bela gelince, bir yakınımız ölünce nasıl dua

etmeliyiz?
CEVAP
Ümmü seleme validemiz, şöyle anlattı:
Peygamber efendimiz,
(Sıkıntıya düşen,

 “İnna lillahi ve inna ileyhi raciun [âyetini okuduktan sonra],

Ya Rabbi, başıma gelen musibetin ecrini ver ve bana bundan

daha hayırlısını lutfet” diye dua ederse, Allahü teâlâ onu

o sıkıntıdan kurtarır ve ona daha hayırlısını verir) buyurdu. Sonra,
“Ben, Ebu Seleme ölünce böyle dua etmiştim. Allahü teâlâ da bana

Ebu Seleme’den daha hayırlısını, yani Resulullahı verdi” dedi. (Müslim)


UNUTULAN SÜNNETLER VE FARZLAR TIKLAYINIZ

DUANIN ÖNEMİ ÇEŞİTLİ DUALAR

Add comment Kasım 25, 2008

24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN

ÖĞRETMENLER GÜNÜ

temp1_r2_c21

DOÇ. DR. HÜSEYİN ÇELİK MİİLİ EĞİTİM BAKANI MESAJI;

24 KASIM MEB GÖV. TANITIM BELİRLİ GÜNLER

Görme Engelli Erdoğan Yıldız, Yılın Öğretmeni Oldu tıklayınız

Türkiye’nin 7 ilinde bin 553 öğretmenle yüz yüze görüşülerek yapılan

ankete göre eğitimcilerin yüzde 53′ü, yetersiz gelire rağmen meslek

 seçimi yapmaları gerekse yine öğretmen olmayı tercih edeceklerini

 belirtti.

Halime Gürbüz DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ  tıklayınız

24 KASIM ŞİİRLERİ

ogretmenler-gunu-gif

Add comment Kasım 24, 2008

VEKALET YOLUYLA KURBAN

Kurban için vekalet
Sual: Kurban için vekalet nasıl verilir?
CEVAP
Maddeler halinde bildirelim:

1-
Kurban kesmesini bilmeyenin, başkasına kestirirken, (Allah rızası için
bayram kurbanımı kesmeye seni vekil ettim) demesi ve kalben de niyet
 etmesi gerekir. Eğer kurbanı da başkasına aldıracaksa, kurbanı alacak
kimse de, kesmeyi bilmediği için başkasına kestirecekse, (Allah rızası
 için bayram kurbanımı almaya, aldırmaya, kesmeye ve kestirmeye seni
 umumi vekil ettim) der.

2-
Bir kimse, kendisine kurban kesmesi vacip olmasa da, vekil vacip
diye kesse, kurban yine sahih olur. Adak hayvanı, akika veya nafile
 kurban yanlışlıkla vacip diye kesilse mahzuru olmaz.

3-
Bir kimsenin kendi hayvanını başkası adına kesmesinin caiz
olması için, bu kimsenin, kendi hayvanını başkasına veya onun
vekiline hediye etmesi, onların da teslim alması, sonra bunu
 vekil ederek geri verip kestirmeleri gerekir.

4-
Başkasının hayvanını ondan habersiz, onun için kurban etmek caizdir.

5-
Başkasının hayvanını, ondan izinsiz, kendi için kurban eden,
sonra kıymetini öderse, caiz olur. Sahibi kıymetini kabul etmeyip,
 kesilmiş hayvanı alırsa, sahibi için kurban edilmiş olur.

6-
Bir kimse, birine, kurban işimi hallet dese, ona para bile vermese,
 vekalet vermiş olur. O kişi de bir hayvan alıp kesebilir.

7-
Vekaleten kurban kesene, kimi çok, kimi az para verebilir. Kimi de
hiç para vermeden, (Bana da bir hisse verin) diyebilir. Vekil asıl gibidir.
Vekil, vekalet aldığı kimseler adına kurban keser veya kestirebilir.
 Daha sonra vekil, ondan para ister veya istemez. İki kurbana
yetecek para veren için de iki kurban alır veya ona iki hisse verir.
 Yahut iyisinden bir kurban alır. Çünkü umumi vekil, tam yetkilidir.

8-
Kurban kesmeye vekil olan, zekat hariç, sahibinden ayrıca izin
almadıkça veya, (İstediğini yap) diyerek umumi vekil edilmedikçe,
başkasını kendine vekil yapamaz. Umumi vekil ise, başkasını, o da bir
başkasını vekil yapabilir.

9-
Birden çok kişiye vekalet vermek sahihtir. Bir işe vekil olan iki
kişiden biri, tek başına yetkili olamaz. Ancak emaneti vermede, borcu
ödemede, kurban kesme gibi işlerde birisi, tek başına yetkili olabilir.
 Çünkü bu işlerde vekillerden birisinin, diğerinin görüşünü sormaya ihtiyacı
yoktur. Bir kimse, kurbanını kesmek üzere dört kişiye vekalet verse,
bu vekillerden biri kesince ötekilerin görüşünü almaya ihtiyaç yoktur.
Kurban dinimize uygun kesilmiş olur.

10-
Üzerinde birçok kimsenin vekaleti bulunan kimse, herhangi bir
 mazeretle bayramın üçüncü günü de kesememişse, Şâfii’yi taklit edip
dördüncü günü de kesebilir.

11-
Kurbanda kanın akması yeter, etin dağıtılması şart değildir. Kan
 akıtılmakla vacip olan kurban kesilmiş olur. Eğer eti de uygun yerlere
verilirse daha çok sevap olur. Etin üçte birini evine, üçte birini
 komşulara, gerisini fakirlere vermek müstehaptır. Hepsini fakirlere
vermek de caizdir.

12-
Derisi namaz kılan fakire verilir. Ne olduğu bilinmeyen kimselere
verilmez. Veya evde kullanılır. Yahut devamlı kullanılacak bir şey
 karşılığı verilir. Tükenen bir şey veya para karşılığı satılmaz. Derisi,
eti satılırsa, parası fakire sadaka verilir. DEVAM TIKLAYINIZ

KURBAN LİNK BİLGİ DETAY TIKLAYINIZ

kurban_kampanya4

Add comment Kasım 23, 2008

BEKARA SURESİ Âyet-el Kürsî

allahulailaheilla

BEKARA SURESİ 255. AYET

OKUNUŞU MP3-MP4

Allahü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm. Lâ te’huzühû sinetün ve lâ

nevm. Lehû mâ fis-semâvâti vemâ fil erd. Menzellezî yeşfeu indehû illâ

 biiznihi. ya’lemü mâ beyne eydîhim vemâ halfehüm velâ yühîtûne bişey’in

 min ilmihî illâ bimâ şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel erd. Velâ yeûdühü

hıfzuhumâ ve hüvel aliyyül azîm.

KUR’AN-I KERİM (SESLİ YAZILI)

Âyet-el kürsinin fazileti TIKLAYINIZ

İLAÇLARIN EN İYİSİ TIKLAYINIZ

ÇEŞİTLİ DUALAR TIKLAYINIZ

BEKARA SURESİ 255.AYETLERİ  Âyet-el Kürsî TEFSİRİ TIKLAYINIZ

DİNİMİZİSLAM.COM

1 comment Kasım 23, 2008

EDEN BULUR

Neticenin nereye varacağını merakla, heyecanla bekleyen hükümdar,

bahçıvanı öldürttüğü takdirde sıranın kendisine geldiğini anlamıştı.

 Korkudan:
- Gözüme gözükme defol burdan! diye bahçıvana bağırdı.

Böylece canını kurtarabilmişti bahçıvan. Tabii ki aynı zamanda

hükümdar da…
TIKLAYINIZ

AHLAK BİLGİLERİ TIKLAYINIZ

Add comment Kasım 23, 2008

Zilhiccenin ilk dokuz günü oruç tutmak sevaptır;

bu yıl 29,11,2008 den başlayarak- 07,12,2008 günü arefedir.

TÜRK TAKVİM BU YIL

TÜRK TAKVİM GÜN&VAKİTLER

Zilhiccenin ilk dokuz günü oruç tutmak sevaptır; fakat Arefe günü

 oruç tutmak daha çok sevaptır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Arefe günü oruç tutana, Âdem aleyhisselamdan, Sûr’a

üfürülünceye kadar yaşamış bütün insanların sayısının iki

 katı kadar sevap yazılır.) [R. Nasıhin]

(Arefe günü tutulan oruç, bin gün
[nafile] oruca bedeldir.)

 [Taberani]
(Arefe günü tutulan oruç, geçmiş ve gelecek yılın günahlarına

 kefaret olur.) [Müslim] (Yani Arefe günü tutulan oruç, geçmiş ve

gelecek bir senede yapılan tevbelerin kabul olmasına yarar.)

TIKLAYINIZ

Add comment Kasım 22, 2008

ÇOCUKLARIN ŞİİRLERİ

Add comment Kasım 22, 2008

ANSİKLOPEDİK KİTAP GİBİ SİTE

 

 

kitap-gibi-site

resme tıklayınız

Add comment Kasım 22, 2008

NEFSİ NEFİS

(Hazret-i Yusuf dedi ki: Ben nefsimi temize çıkarmam, benim

nefsim kötü şeyler istemez demiyorum, çünkü nefs, Rabbim

 acıyıp korumadıkça, hep kötülüğü emreder.) [Yusuf 53]

(Küçük cihaddan döndük, nefsle olan büyük cihada başladık.)

 [Deylemi, Beyheki, Hatib-i Bağdadi, İ. Gazali, İ. Suyuti]

NEFSİ TEMİZLEMEK VE HAKİKİ İMAN  TIKLAYINIZ

İLAHİLER MP3 TIKLAYINIZ

DUALAR TIKLAYINIZ

nefis1

 

Add comment Kasım 21, 2008

NAMAZ KILAMIYORUM

NAMAZ KILAMIYORUM NEDEN?    HASTALIKTA NAMAZ TIKLAYINIZ

NAMAZIN ÖNEMİ     Farzları      Sünnetleri-Vacipleri-Mekruhları

NAMAZIN ÖNEMİ

NAMAZIN ÖNEMİ

NAMAZ KILMAYI ÖĞRENİYORUM  VİDEO  TIKLAYINIZ

NAMAZ NASIL KILINIR  TIKLAYINIZ

SURE VE DUALAR MP3 DİNLE-KAYDET TIKLAYINIZ

NAMAZIN ÖNEMİ ŞİİRLER

NAMAZ ABDEST   TIKLAYINIZ

NAMAZIN ÜSTÜNLÜKLERİ TIKLAYINIZ

NAMAZIN DİNDEKİ YERİ TIKLAYINIZ

DUANIN ÖNEMİ ÇEŞİTLİ DUALAR TIKLAYINIZ

Kitâb’üs-salât  mutlaka  tıklayınız

Bir hadîs-i şerîfde buyuruldu ki:

“Namazı özürsüz kılmayan kimseye, Allahü teâlâ onbeş sıkıntı

verir. Altısı dünyada, üçü ölüm zamanında, üçü kabirde, üçü

kabirden kalkarkendir.

Dünyada olan altı azâb:

1 – Namaz kılmıyanın ömründe bereket olmaz.

2 – Yüzünde, Allahü teâlânın sevdiği kimselerin güzelliği,

sevimliliği kalmaz.

3 – Hiçbir iyiliğine sevâb verilmez.

4 – Düâları kabûl olmaz.

5 – Onu kimse sevmez.

6 – Müslümânların iyi düâlarının buna faydası olmaz.

Ölürken çekeceği azâblar:

1 – Zelîl, kötü, çirkin can verir.

2 – Aç olarak ölür.

3 – Çok su içse de, susuzluk acısı ile ölür.

Kabirde çekeceği acılar:

1 – Kabir onu sıkar. Kemikleri birbirine geçer.

2 – Kabri ateşle doldurulur. Gece gündüz onu yakar.

3 – Allahü teâlâ kabrine çok büyük yılan gönderir. Dünya yılanlarına

 benzemez. Hergün, her namaz vaktinde onu sokar. Bir an bırakmaz.
NAMAZ KILANLARIN FAZÎLETLERİ TIKLAYINIZ

Kıyâmette çekeceği azâblar:

1 – Cehenneme sürükliyen azâb melekleri yanından ayrılmaz.

2 – Allahü teâlâ, onu kızgın olarak karşılar.

3 – Hesabı çok çetin olup, Cehenneme atılır.”

NAMAZIN HİKMETLERİ TIKLAYINIZ

SESLİ GÖRÜNTÜLÜ YAYINLAR

Add comment Kasım 21, 2008

CUMANIZ MÜBAREK OLSUN

Cumalarınız Mübarek Olsun.

CUMA GÜNÜ E KART TIKLAYINIZ

cuma

CUMA GÜNÜ YAPILACAK İŞLER tıklayınız

ÇEŞİTLİ DUALAR TIKLAYINIZ

Sual: Cumanın özelliği nedir? Niye kıymetlidir?
CEVAP
1-
Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Allah katında günlerin efendisi Cuma’dır. O kurban ve

Ramazan bayramı günlerinden de faziletlidir. Cuma gününde

 şu beş özellik vardır: 1- Hazret-i Âdem o gün yaratıldı.

 2- O gün yeryüzüne indirildi. 3- O gün vefat etti. 4- O günde

 öyle bir an vardır ki, günah veya akrabalarla ilişkiyi kesme

konularında olmamak şartıyla kul Allahü teâlâdan bir şey

 isterse Allahü teâlâ mutlaka onu verir. 5- Kıyamet o gün

 kopacaktır. Allah’a yakın hiç bir melek, hiçbir gök, hiçbir yer

 yoktur, hiçbir rüzgar, hiçbir dağ ve taş yoktur ki, Kıyametin

 kopmasına sahne olacağı için Cuma gününün heybetinden

 korkmasın.) [Buhari, İ. Ahmed]

Cuma, müminlerin bayramıdır. Bugün yapılan ibadetlere en az, iki kat

 sevap verilir. Bugün işlenen günahlar da, iki kat yazılır. Hadis-i

şeriflerde buyuruluyor ki:DEVAM TIKLAYINIZ

Add comment Kasım 20, 2008

PUSULAYA BAK YOLUMU DÜZELTİYORUM.

PUSULAYA BAKIP YOLUMU DÜZELTİYORUM. TIKLAYINIZ

—Amcacığım benim pusulam var, ben kaybolacağımı anladığım

zaman o pusulaya bakıp yolumu düzeltiyorum.—Bahsettiğin nasıl bir pusulaymış acaba, pek merak ettim. Herkese

  verelim bu pusuladan da, kaybolmasınlar.

— Benim pusulam bir kitap, İslam Ahlakı kitabı… İmanımı

 nasıl düzelteceğimi, ibadetlerimi nasıl doğru yapacağımı,

herkesle nasıl iyi geçineceğimi, hepsini bu kitaptan öğrendim.

 Yanımda da bu kitaptan bir tane fazla var, buyurun size hediyem

 olsun. Gerçi böyle bir kıymetli kitaba kavuşmak da nasip

meselesi ya…

pusula

Add comment Kasım 20, 2008

SEADETİ EBEDİYE

SEADETİ EBEDİYE TANITIM VE DİNLEMEK İÇİN

TANITIM FİLMİ

KIYMETLİ İLMİHALİ DİNLEYİNİZ VE KAYDEDİNİZ

KİTAPLARI ALABİLMEK İÇİN  TIKLAYINIZ

KİTAP İNDİR
KİTAP İNDİR

RESME TIKLAYINIZ

 

 

kitabevi21

MP3-M4  SESLİ GÖRÜNTÜLÜ  YAYINLAR TIKLAYINIZ

 

Add comment Kasım 20, 2008

NAMAZIN ÖNEMİ

NAMAZIN ÖNEMİ     Farzları      Sünnetleri-Vacipleri-Mekruhları

NAMAZIN ÖNEMİ

NAMAZIN ÖNEMİ

NAMAZ KILMAYI ÖĞRENİYORUM  VİDEO  TIKLAYINIZ

NAMAZ NASIL KILINIR  TIKLAYINIZ

SURE VE DUALAR MP3 DİNLE-KAYDET TIKLAYINIZ

NAMAZ ABDEST   TIKLAYINIZ

HASTALIKTA NAMAZ  TIKLAYINIZ

NAMAZIN ÜSTÜNLÜKLERİ TIKLAYINIZ

NAMAZIN DİNDEKİ YERİ TIKLAYINIZ

DUANIN ÖNEMİ ÇEŞİTLİ DUALAR TIKLAYINIZ

Kitâb’üs-salât  mutlaka  tıklayınız

Bir hadîs-i şerîfde buyuruldu ki:

“Namazı özürsüz kılmayan kimseye, Allahü teâlâ onbeş sıkıntı

verir. Altısı dünyada, üçü ölüm zamanında, üçü kabirde, üçü

kabirden kalkarkendir.

Dünyada olan altı azâb:

1 – Namaz kılmıyanın ömründe bereket olmaz.

2 – Yüzünde, Allahü teâlânın sevdiği kimselerin güzelliği,

sevimliliği kalmaz.

3 – Hiçbir iyiliğine sevâb verilmez.

4 – Düâları kabûl olmaz.

5 – Onu kimse sevmez.

6 – Müslümânların iyi düâlarının buna faydası olmaz.

Ölürken çekeceği azâblar:

1 – Zelîl, kötü, çirkin can verir.

2 – Aç olarak ölür.

3 – Çok su içse de, susuzluk acısı ile ölür.

Kabirde çekeceği acılar:

1 – Kabir onu sıkar. Kemikleri birbirine geçer.

2 – Kabri ateşle doldurulur. Gece gündüz onu yakar.

3 – Allahü teâlâ kabrine çok büyük yılan gönderir. Dünya yılanlarına

 benzemez. Hergün, her namaz vaktinde onu sokar. Bir an bırakmaz.
NAMAZ KILANLARIN FAZÎLETLERİ TIKLAYINIZ

Kıyâmette çekeceği azâblar:

1 – Cehenneme sürükliyen azâb melekleri yanından ayrılmaz.

2 – Allahü teâlâ, onu kızgın olarak karşılar.

3 – Hesabı çok çetin olup, Cehenneme atılır.”

NAMAZIN HİKMETLERİ TIKLAYINIZ

Add comment Kasım 20, 2008

DİNİ BİLGİLER VE SUALLER

DİNİ BİLGİLER VE SUALLER

dinimizislam1

SORULARINIZ İÇİN:              bilgi@dinimizislam.com

Dini soru sorarken şunlara dikkat etmelidir:

1- Sormadan önce, sitemizde o konuyla ilgili bilgileri okumalıdır. 

2-
Sorarken cevapla ilgisi olmayan, lüzumsuz ayrıntıya girmek uygun

olmadığı gibi, çok kısa yazıp anlaşılmaz durumda da olmamalı. Ayrıca

mesela, (Küfre sebep olan bir şey yapılırsa) dememeli,  ne yapıldığını

söylemeli yani örnekle sormalıdır.

3-
Cevap için bilinmesi gerekenleri mutlaka söylemeli, bunu sormaya

veya ikinci bir yazışmaya sebep olmamalıdır. Özellikle, hayzla ilgili suallerde,

 önceki ayda kaç gün hayz olduğunu ve kaç gün temiz kalındığını, önceki

aylarda 10 günden fazla kan gelmişse, 10 günden az olarak en son kaç

 gün kan geldiğini, Maliki mezhebinin taklit edilip edilmediğini, ediliyorsa

 en çok kaç gün hayz gördüğünü bildirmek şarttır.

4-
Seferilikle ilgili suallerde, vatan-ı aslinin neresi olduğunu, gidilen yerin

 kaç kilometre mesafede olduğunu, Maliki mezhebinin taklit edilip

edilmediğini bildirmek gerekir.

5-
(Haram bir iş yapan kimsenin getirdiği hediyeyi almak, getirdiğini

 yemek caiz midir?) gibi sualler sorarken, haram işten kastın ne

 olduğunu, o kişinin tek gelir kaynağının bu iş olup olmadığını da

bildirmelidir.

6-
Yine bunun gibi, (Elimize geçen haram parayı ne yapmalı?) deniyor.

 Burada da, haram paradan maksadın ne olduğunu bildirmek gerekir.

 Belki de, haram zannedilen para, aslında haram olmayabilir.

7-
Cevap olarak linkle veya ekte gönderdiğimiz yazı, sonuna kadar

 okunmalıdır.

Cevap suale, yani anlatılana göre verilir. Sualde yanlışlık veya eksiklik

 varsa, cevap da yanlış olabilir. Bu bildirilen hususlara dikkat edilirse,

 hem doğru, hem de daha çabuk cevap almak mümkün olur.

3 comments Kasım 20, 2008

BÜYÜK ALİM VE EVLİYA

BÜYÜK ALİM VE EVLİYALAR

E V L İ Y A L A R   A N S İ K L O P E D İ S İ    TIKLAYINIZ

Son asırda yetişen, zahir ve batın ilimlerinde kamil ve dört mezhebin

fıkıh bilgilerinde mahir, büyük âlim ve ruh bilgilerinin mütehassısı büyük

veli Seyyid Abdülhakim-i Arvasi dir. Silsile-i aliyyenin otuz dördüncüsüdür.

 Babası Seyyid Mustafa Efendidir. 1865 yılında Van’ın Başkale kazasında doğdu.

1943‘de Ankara’da vefat etti. Kabirleri Ankara’nın Bağlum nahiyesindedir.

  DEVAM TIKLAYINIZ

buyuk-alim-ve-veli(Rahmetullahi Aleyh)

 

E V L İ Y A L A R   A N S İ K L O P E D İ S İ    TIKLAYINIZ

PEYGAMBERLER VE ALİMLER  TIKLAYINIZ

ŞİİRLERLE MENKIBELER MP3 TIKLAYINIZ

EVLİYAYI TANIMAK   TIKLAYINIZ

MUCİZE VE KARAMET HAKTIR  TIKLAYINIZ

EVLİYALAR  MP3  TIKLAYINIZ

ŞİİRLERLE MENKIBELER  MP3   TIKLAYINIZ

İLAHİLER MP3 TIKLAYINIZ

SESLİ GÖRÜNTÜLÜ YAYINLAR  TIKLAYINIZ

MUKADDES EMANETLER RESİMLER TIKLAYINIZ

Add comment Kasım 18, 2008

BÜYÜK ALİM VE VELİ

BÜYÜK ALİM VE VELİLER

E V L İ Y A L A R   A N S İ K L O P E D İ S İ    TIKLAYINIZ

Son asırda yetişen, zahir ve batın ilimlerinde kamil ve dört mezhebin

fıkıh bilgilerinde mahir, büyük âlim ve ruh bilgilerinin mütehassısı büyük

veli Seyyid Abdülhakim-i Arvasi dir. Silsile-i aliyyenin otuz dördüncüsüdür.

 Babası Seyyid Mustafa Efendidir. 1865 yılında Van’ın Başkale kazasında doğdu.

1943‘de Ankara’da vefat etti. Kabirleri Ankara’nın Bağlum nahiyesindedir.

  DEVAM TIKLAYINIZ

buyuk-alim-ve-veli(Rahmetullahi Aleyh)

 

E V L İ Y A L A R   A N S İ K L O P E D İ S İ    TIKLAYINIZ

PEYGAMBERLER VE ALİMLER  TIKLAYINIZ

ŞİİRLERLE MENKIBELER MP3 TIKLAYINIZ

EVLİYAYI TANIMAK   TIKLAYINIZ

MUCİZE VE KARAMET HAKTIR  TIKLAYINIZ

EVLİYALAR  MP3  TIKLAYINIZ

ŞİİRLERLE MENKIBELER  MP3   TIKLAYINIZ

İLAHİLER MP3 TIKLAYINIZ

SESLİ GÖRÜNTÜLÜ YAYINLAR  TIKLAYINIZ

MUKADDES EMANETLER RESİMLER TIKLAYINIZ

Add comment Kasım 18, 2008

TÜM KİTAPLAR DİNİ HAZİNE

Add comment Kasım 17, 2008

Previous Posts


128818

ALIŞ VERİŞ

ALIŞ-VERİŞ SEKTÖR PAKETİ

ALİMLERİN HAYATI

ARAMA

ÇOCUK

BİLİNMESİ GEREKENLER

CUMA GÜNÜ

DUA

FAYDALI LÜZÜMLU LİNKLER

GEZİ ULAŞIM BİLET

HABERLER

HAVA DURUMU

KIYAMET VE AHİRET

MAKALELER

MÜBAREK G.VE G.

NASİHAT

PEYGAMBERİMİZ

TÖVBE

TEKNOLOJİ

VİDEOLAR

WİNDOWS

YEMEK TARİFLERİ ONLINE

YOUTUBE

ŞİFA

ŞİİR

İBADET AYI

İLAHİ DİNLE İZLE KAYDET

İNSAN

İSLAM DİNİ

Arşiv

Sayfalar

Popüler Yazılar

Spam Blocked

Top Clicks

Flickr Photos

Winter Day

"A home without books is a body without soul"

Wonder into the sea with me.

More Photos

Blog Stats

Son Yorumlar

Anonymous on 30 AĞUSTOS NİÇİN KUTLANIR
.. on CUMA GÜNÜ HANGİ DUA OKUMA…
özlem on MAİL GRUBU
Anonymous on 30 AĞUSTOS NİÇİN KUTLANIR
sekip inal yeşilkaya… on KADER Hayır da, şer de Al…

Kategori Bulutu

BİR NASİHAT HAYATA SIMSIKI SARIL ÇÜNKİ ÖĞRENMEN GEREKEN ÇOK KADIN KIYAMET KORKU LİNKLER MENKIBELER MERAKLISINA UZMAN MÜBAREK G.VE G. MÜBAREK GÜN VE GECELER NAMAZ NASİHAT ON BİR AYIN SULTANI ONBİRAYIN SULTANI RAMAZAN SALİHLER SEN sondin son din tanıtım TEVBE TEŞHİSİ TANIMAK TÖVBE YAŞAM YETENEK İBADET İBADET AYI İNSAN İSLAM DİNİ ŞÜKÜR

Etiketler

ANNE ÇOCUK BU GÜN BİR NASİHAT CUMA GÜNÜ din DOĞRU İMAN DUYURU DÜNYA ehlisünnet EĞİTİM GENEL GÜNCEL GÜZEL SÖZ HABERLER HAC HAYATA SIMSIKI SARIL ÇÜNKİ ÖĞRECEK ÇOK ŞEY VAR HER HAYAT BİR HİKAYEDİR KADIN kasideler KORKU LİNKLER MERAKLISINA UZMAN MÜBAREK G.VE G. NAMAZ NASİHAT ON BİR AYIN SULTANI PEYGAMBERİMİZ RAMAZAN SAĞLIK SEN sondin son din tanıtım TEKNOLOJİ TÖVBE UZMAN YAŞAM YETENEK ÜÇ AYLAR ÜÇAYLAR İBADET AYI İNSAN İSLAM DİNİ ŞÜKÜR ŞİFA

 

Aralık 2009
M T W T F S S
« Nov    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

Son Yazılar