BELANIN GELİŞİ
Belanın geliş sebepleri
Sual: İnsana bela niçin gelir?
CEVAP
İnsanlara dert, bela, musibet birkaç bakımdan gelir:
1- Bunlardan birisi işlediğimiz günahlar sebebiyledir. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: Belaların gelmesine sebep günah işlemektir. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Size gelen musibet, işlediğiniz [günahlar] yüzündendir.) [Şura 30]
(Sana gelen kötülük, kendindendir, [günahların yüzündendir.]) [Nisa 79]
(Bir millet, kendini bozmadıkça, Allah onların hallerini değiştirmez.) [Rad 11]
2- Bela, hastalık ve musibetler, günahların kefareti [affolması] için gelir. Dünyada musibetlere maruz kalıp da güzelce sabreden kimse, ahirete günahsız gider.
Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Her musibet, affedilecek bir günah için gelir.) [Ebu Nuaym]
(Mümine gelen her sıkıntı, günahlarına kefaret olur.) [Buhari]
(Müminin günahları affoluncaya kadar bela ve hastalık gelir.) [Hakim]
İnsan kendisine gelen beladan hoşlanmaz. Halbuki günahları affolacak ve güzel sabrederse ahirette büyük nimetlere kavuşacaktır. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruldu ki:
(Hoşlanmadığınız bir şey, belki de sizin için hayırlıdır.) [Bekara 216]
3- Cennette yüksek derecelere kavuşması için mümine musibet gelir. Bunun için Peygamberlere çok bela gelmiştir. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Nimete kavuşması için insana musibet gelir.) [Buhari]
(Musibet, kavuşulacak bir derece için gelir.) [Ebu Nuaym]
(Allahü teâlânın hayrını murad ettiği kul, belaya maruz kalır.) [Taberani]
(Kişi, hep sıhhat ve selamette olsa idi, bu ikisi onun helakı için kâfi gelirdi.) [İ.Asakir]
(Mümin, keler deliğine saklansa, ona, eza edecek biri musallat olur.) [Beyheki]
(Dünya, [Cennetteki nimetlerin yanında] mümine zindandır.) [Müslim]
(Allah’ı ve Resulünü seven, belaya [hazırlıklı olsun] zırh giysin!) [Beyheki]
(En şiddetli bela, Peygamberlere, velilere ve benzerlerine gelir.) [Tirmizi]
Demek ki belanın en şiddetlisi, Allahü teâlânın çok sevdiği kimselere geliyor. Belalara sabır, sıddıkların derecesidir. Peygamber efendimiz, kendisine gelecek musibetlere karşı dayanma gücü vermesi için Allahü teâlâya dua ederdi.
4- Bela, imtihan için de gelir. Bakalım kul, Allahü teâlânın gönderdiği belaya razı olacak mı, olmayacak mı? Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Şüphe edilen altın, ateşle muayene edildiği gibi, insan da bela ile imtihan olur.) [Taberani]
(Ya Rabbi, beni sevene, hayırlı mal ver! Bana düşmanlık edene de çok mal, çok evlat ver!) [İbni Asakir]
Belanın gelişi
Sual: Başımıza gelen belayı nasıl karşılamak gerekir?
CEVAP
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Dostlara dünya sıkıntılarının ve belaların gelmesi, bunların günahlarının affolması için kefârettir. Yalvararak, ağlayarak ve sığınarak, kırık kalb ile Allahü teâlâdan af ve âfiyet dilemelidir. Duanın kabûl olunduğu anlaşılıncaya ve fitneler kalmayıncaya kadar, böyle dua etmelidir. Dostlarınız ve iyiliğinizi isteyen sevenleriniz de, sizin için duâ etmekte iseler de, dertlinin kendisinin yalvarması daha yerinde olur. İlâç almak ve perhiz yapmak, hastaya lâzımdır. Başkalarının yapacağı, olsa olsa, ona yardımcı olmaktır.
Sözün doğrusu şudur ki, sevgiliden [Allahü tealadan] gelen her şeyi, gülerek, sevinerek karşılamak lâzımdır. Ondan gelenlerin hepsi tatlı gelmelidir. Sevgilinin sert davranması, aşağılaması, ikram, ihsan ve yükseltmek gibi olmalıdır. Hatta, kendi nefsinin böyle isteklerinden daha tatlı olmalıdır. Seven böyle olmazsa, sevgisi tâm olmaz. Hatta, seviyorum demesi, yalancılık olur. (c. 2, m. 75 )
Add comment Kasım 12, 2009
İman ve İslam farklı mıdır?
Ehl-i sünnet âlimleri, Peygamber efendimizin bildirdiği tarifi aynen aktarıyor. İman, Amentü’de bildirilen altı esasa inanmaktır. Amentü olarak bildirilen hadis-i şerifin meali şöyledir:
(İman; Allah’a, meleklere, kitaplara, peygamberlere, ahiret gününe, [yani Kıyamete, Cennete, Cehenneme, hesaba, mizana], kadere, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna, ölüme, öldükten sonra dirilmeye, inanmaktır. Allah’tan başka ilah olmadığına ve benim Onun kulu ve resulü olduğuma şehadet etmektir.) [Buhari, Müslim, Nesai]
Meşhur Cibril hadisi de, imanın ve İslam’ın şartlarını açıklıyor:
Add comment Mayıs 22, 2009
Gıybet
Belli bir mümin veya zimmi kâfirin aybını, onu kötülemek için arkasından söylemek, gıybet olur. Gıybet, haramdır. Dinleyen, o kimseyi tanımıyorsa, gıybet olmaz.
Gıybet olunan kimse, bedeninde, nesebinde, ahlakında, işinde, sözünde, dininde, dünyasında, hatta elbisesinde, evinde, hayvanında bulunan bir kusur, arkasından söylendiği zaman, bunu işitince üzülürse, gıybet olur. Duyunca üzüleceği bir sözü yüzüne karşı da söylemek günahtır.
Kapalı söylemek, işaret ile, hareket ile bildirmek, yazı ile bildirmek de, hep söylemek gibi gıybettir.
Add comment Mayıs 6, 2009
Amentü
Her müslümanın, çocuklarına (Amentü billahi ve Melaiketihi ve Kütübihi ve Rüsulihi vel Yevmilahiri ve bil Kaderi hayrihi ve şerrihi minallahi teâlâ vel-ba’sü ba’delmevti hakkun Eşhedü en La ilahe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü) ezberletmeli, manasını iyice öğretmelidir! Çocuk bu altı şeye inanmazsa büluğa erince müslüman değildir, mürted olur
Amentü’yü okumak ve dinlemek için tıklayınız.
Tecdid-i İman Duası
Ya Rabbi! Büluğa erdiğim andan bu ana gelinceye kadar, İslam düşmanlarına ve bid’at ehline aldanarak, edindiğim yanlış, bozuk itikadlarıma ve bid’at, fısk olan söylediklerime, dinlediklerime, gördüklerime ve işlediklerime pişman oldum, bir daha böyle yanlışları yapmamaya azm, cezm ve kasd eyledim. Peygamberlerin evveli Âdem aleyhisselam ve ahiri bizim Peygamberimiz Muhammed aleyhisselamdır. Bu iki Peygambere ve ikisi arasında gelip geçmiş Peygamberlerin hepsine iman ettim. Hepsi haktır. Bildirdikleri doğrudur.
(Âmentü billah ve bi-mâ câe min indillah, alâ murâdillah, ve âmentü bi-Resûlillah ve bi-mâ câe min indi Resûlillah alâ murâd-i Resûlillah, âmentü billâhi ve Melâiketihi ve kütübihi ve Rüsülihi velyevmil-âhiri ve bilkaderi hayrihi ve şerrihi minallâhi teâlâ vel-ba’sü ba’delmevti hakkun eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resûlüh.)
Tecdidi İman ve Nikah Duası
Nikah tazelemek çok kolaydır. Hanımdan vekalet aldıktan sonra, iki şahit yanında, (Öteden beri, nikahlım olan hanımımı, onun tarafından vekaleten ve tarafımdan asaleten kendime nikah ettim) denir.
Şu duayı da okumak iyi olur:
(Allahümme inni üridü en üceddidelimane vennikaha tecdiden bi-kavli lailahe illallah Muhammedün resulullah)
Add comment Mayıs 6, 2009
AZ UYKU-ALLAH SEVGİSİ
Allah sevgisinin alametlerinden birisi AZ uyumaktır. Gece çok AZ, gündüz çok uyumak, hastalığa sebep olur. Az yemek bedene, AZ uyumak ruha rahatlık verir. Çok uyumak zararlıdır. Çok yiyip içen istemese de çok uyur. Az yiyip içmek ve AZ uyumak gerekir. Çok yiyen çok su içer. Çok su içen çok uyur. Çok uyuyanın ömrü uyku ile geçtiği için dünya ve ahiret kazancına mani olur. Bir hadis-I şerifte, (İşlerin hayırlısı vasat olanıdır. Din, ifrat ve tefritin ortasındadır) buyuruldu. (Beyheki)
[Vasat, orta yoldur. İfrat, normalden fazla, tefrit, normalden AZ demektir. Mesela çok uyumak ifrat, pek AZ uyumak tefrittir. Çok yiyip içmek ifrat, çok AZ yemek tefrittir.]
Uykuya düşkün murada eremez, gece dağılan nimeti göremez. Cenab-ı Hak her gece, (Dua Eden yok mu, duasını Kabul edeyim) buyurur. (Buhari)
Hadis-I şeriflerde buyuruldu ki:
(Cehennemden kaçıp, Cenneti isteyenin gözüne uyku girmez.) [İ.Mende]
(Ümmetim için en çok korktuğum şey, göbek büyüklüğü, uykuya devam, tembellik ve iman zayıflığıdır.) [Deylemi]
(En üstün amel, herkes uykuda iken gece namaz kılmaktır.) [C.Yolu]
(Yemekten sonra uyumak kalbi katılaştırır.) [İbni Mace]
(Çok uyumak, insanı ahirette fakir eder.) [Beyheki]
(Allahü teâlâ, çok uyuyanı sevmez.) [İ.Gazali]
(Sabah uykusu, acizlik, tembellik, gevşeklik ve unutkanlığa sebep olur.) [İ. Maverdi]
(Sabah namazından sonra, güneş doğana kadar uyumayın!) [Beyheki]
(Sabahları uyuyan sırt ve bel ağrılarına müptela olur.) [İ. Şarani]
(Kuşluk uykusu zamansız, kaylule faydalıdır. Akşam üstü uyumak ahmaklıktır.) [İ. Maverdi]
(Çok yiyip içene ve çok uyuyana Allahü teâlâ buğzeder.) [İ. Gazali]
(Annesi, Hazret-I Süleyman’a “Çok uyuma, çok uyku kıyamette insanı fakir bırakır” dedi.) [İbni Mace]
(Sabah uykusu rızka manidir.) [Beyheki]
Hazret-I Fatıma anlatır: Sabah namazından sonra yattım. Babam, beni uyandırıp, (Kızım kalk, gafillere benzeme! Allahü teâlâ rızıkları, sabah namazının vaktinde verir) buyurdu. [Beyheki]
Allahü teâlâ, (Beni sevdiğini söyleyip de, sabaha kadar uyuyan, yalancıdır. Çünkü dost, dostla sohbet ister. Gafleti bırakıp beni anar, sohbetime kavuşur) buyurdu. (M.Name)
Sabah kalkarken
Erken yatıp erken kalkmaya çalışmalıdır! Özürsüz sabah vakti uyumak uygun değildir. Hadis-I şerifte buyuruldu ki:
(Günün evvelinde uyumak aklı azaltır, ortasında uyumak [kaylule yapmak] enbiya ve evliyanın ahlakındandır. Gündüzün sonunda uyumak tembelliktir.) [Şir’a]
(Şu dört şeye riayet edenin kendisi ve aile efradı muhtaç duruma düşmez:
1- Sabahtan önce kalkıp namaz kılmak,
2- Vakit girmeden abdest almak,
3- Ezandan önce mescide girmek,
4- Vitir namazından sonra konuşmamak.)
Her sabah kalkınca şunları yapmalıdır:
1- Kalkar kalkmaz Allahü teâlâyı anmalı!
2- Durumuna uygun şekilde giyinmeli!
3- Abdest almalı! Hep abdestli durmaya çalışmalı!
4- Namazı vaktinde ve noksansız kılmalı!
5- Rızkı Allahü teâlânın verdiğine inanıp helalden talep etmeli!
6- Allahü teâlânın taksimatına razı olmalı, verdiklerine kanaat etmeli!
7- Allahü teâlâya tam tevekkül etmek.
8- Allahü teâlânın takdirine razı olarak sabretmeli!
9- Onun verdiği bütün nimetlere şükretmeli! En büyük nimet müslüman olmaktır.
10- Helalinden kazanıp helalinden yemelidir! (T. Gafilin)
Add comment Mayıs 3, 2009
Az yemenin faydaları
Sual: Oruç tutarak aç durmanın faydaları nelerdir?
CEVAP
Oruç tutmak başka, aç durmak başkadır. Aç durmanın faydaları:
1- Aç duranın basireti açılır. Anlayış kabiliyeti artar. Hadis-i şerifte, (Aç duranın idraki artar, zekası açılır) ve (Tefekkür, ibadetin yarısı, az yemek ise tamamıdır) buyuruldu. (İ. Gazali)
Çok yiyen çok uyur, çok uyuyanın da ömrü boşa geçer. Çok yiyenin zekası ve zihni dumura uğrar. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Çok yiyip içeni Allahü teâlâ sevmez.) [İ.Gazali]
2- Açlık, kalbde incelik doğurur. Hadis-i şerifte, (Az yiyenin içi nurla dolar) ve (Allahü teâlâ, az yiyip içen ve bedeni hafif olan mümini sever) buyuruldu. (Deylemi)
Add comment Nisan 29, 2009
İnsan başı boş değildir
Bir okuyucu, ateist bir bayanın şu görüşlerini yazmış:
“İnsanın et yemeye gereksinimi [ihtiyacı] vardır. İslam dini domuzu yasaklamakla bizi bu gıdadan yoksun ediyor.
Ateistin tesettürü, D vitaminine engel gibi göstermesi de çok gülünçtür. Soğuk ülkelerde yaşayan insanlar ister istemez kapalı geziyorlar. D vitamini alamadıkları için hasta mı oluyorlar? İslam ülkelerindeki tesettürlü bayanlar, kapandıkları için, raşitizm hastası mı oluyorlar?
Add comment Nisan 23, 2009
Kur’an, müminler için şifadır
Neden bahsederse bahsetsin, Kur’an-ı kerimin her âyeti, her harfi şifadır.
Hadis-i şerifte, (İlaçların en iyisi Kur’an-ı kerimdir) buyuruldu. (İbni Mace)
Add comment Nisan 21, 2009
Dil canavar gibidir
Dil, insanın gönlünün, gönül ise ruhun, ruh da, insanın hakikatinin aynasıdır. Dil, iki tarafı keskin bir bıçak gibidir. İnsana zarar, dilinden gelir ve dil, insanı aziz ettiği gibi, zelil de eder. Bunun için Peygamber efendimiz; (Ya hayr söyle, ya sükut et, sus) buyurmuşlardır.
Add comment Mart 27, 2009
KUL HAKKI
Sual: Hak sahibi ölmüşse veya sağ ise kul hakkından nasıl kurtuluruz?
CEVAP
Kul hakkı beş türlüdür:
1- Mali [Parasal]
2- Nefsi [hayati yönden]
3- Irzi [Haysiyetle ilgili]
4- Mahremi [Namusla ilgili]
5- Dini.
1- Mali olan kul hakları:
Hırsızlık, gasp, aldatarak, yalan söyleyerek mal satmak, sahte para vermek, başkasının malına zarar vermek, yalancı şahitlik, rüşvet almak gibi.
Bu haklar için sahibi ile helalleşmek gerekir. Dünyada helalleşmezse, ahirette sevapları ona verilerek helalleştirilecektir. Mal sahibi ölmüş ise, vârisine ödenir. Vârisi yoksa veya mal sahibi bilinmiyorsa, salih bir fakire hediye olarak verilip, sevabı sahibine gönderilir. Salih fakir yoksa, İslamiyet’e hizmet eden hayır kurumlarına, vakıflara verilir. Kendi salih akrabasına, fakir olan ana babalarına, çocuklarına hediye olarak vermesi de, caiz olur. Bunları yapmak imkanını bulamazsa, mal sahibinin ve kendisinin af olunmaları için dua eder. Kâfirin hakkı için de, onunla helalleşmek gerekir. Gönlü alınmazsa, ahirette af olunması, çok güç olur.
Add comment Mart 27, 2009
Fetva vermenin mesuliyeti
Fetva, bir hususun dine uygun olup olmadığını, hangi fıkıh kitabının neresinden alındığını bildiren hüküm demektir. Mehazını göstermeden caiz veya caiz değil demek fetva olmaz.
Fetva veren Müftinin müctehid olması gerekir. Müctehid olmayan kimse müfti yapılırsa, bunun müctehidlerin bildirdiklerini okuyup, öğrenerek bunları söylemesi gerekir. (İbni Hümam)
Müctehid olmayan kimse bir hadis işitince, bu hadisten kendi anladığına uyarak amel edemez. Mezhebindeki müctehidlerin verdiği fetva ile amel etmesi gerekir. (Kifaye)
Add comment Mart 20, 2009
Namaz kılarken güneş doğsa
Kendi arzusuyla namazdan çıkmak, İmam-ı a’zama göre farzdır. İmameyne göre, farz değil vacibdir. Bir kimse namazın sonunda teşehhüd miktarı oturduktan sonra kasten namaza aykırı bir iş yapsa, mesela kahkahayla gülse, konuşsa, yiyip içse namazı sahih olur; fakat elinde olmadan abdesti bozulsa, bu durumda İmam-ı a’zama göre, hemen abdest alarak, gelip selam vererek, kendi isteğiyle namazdan çıkması gerekir. (Halebi)
Add comment Mart 20, 2009
Muhammed Bâkî Billâh hazretleri
Tahammülüm kalmadı
Muhammed Bâkî Billâh hazretleri
kuddise sirruh
gençliğinde,
kendisini yetiştirecek
(bir mürşid-i kâmil)
arıyor,
bu yoldaki gayreti,
herkesi şaşırtıyordu.
O, böyle çırpınırken,
(yaşlı annesi de bu hale üzülüyor)
gece yarılarında, sahrâlara çıkıp
oğlu için (Duâlar)
ediyordu
Bir gece
yine sahrâda, ağlayarak;
Yâ Rabbî,
ya oğlumu muradına kavuştur,
ya da (canımı al) ki, artık
tahammülüm kalmadı!
diye yalvardı.
Oğlu, o gece,
o devrin en büyük mürşidi olan
Muhammed İmkenegî
rahmetullahi aleyh
hazretlerini gördü rüyasında.
Büyük Velî
Ey oğlum! Sen beni arıyorsun, ben
senin yolunu bekliyorum,
buyurdu.
Ve Onu,
üç gün içinde
en yüksek mertebeye
çıkarıp;
İşiniz tamam oldu.
Şimdi Hindistan’a avdet edin!
Orada
(büyük bir Evliyâ)
çıkacak.
O zât, sizden feyz alarak,
(Zamanının kutbu olacak)
ve âlem, Onun irşâdıyle
nûrlanacak.
buyurdu.
Derken
İmâm-ı Rabbânî hazretlerini
kuddise sirruh
yetiştirdi ki,
bu dünya, böyle
(yüksek bir evliyâ)
görmemişti.
Add comment Mart 11, 2009
Hayalin ideali olmaz
Aynaya baktığınız zaman kendinizi görürsünüz. Siz o aynanın neresindesiniz? İçinde misiniz, dışında mısınız? Aynanın içinde deseniz yalan olur, içinde değilsiniz. Yok deseniz olmaz, bakınca görüyorsunuz. Görülen kendiniz misiniz, o görüntü nedir? Bir ipe taş bağlayın ve hızlıca çevirin, taş dönerken bir daire göreceksiniz. Bu nokta-i cevvale denilen daire var mıdır yok mudur? Var deseniz taş çevrilmeyince daire yok oluyor. Yok deseniz taş çevrilince daire görülüyor. Fakat aslında daire yok. Bu görülen daire nedir, nerededir? İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki; Bunların her ikisi de aslında olmayıp bizim hayalimizde oluşan vehimdir, görüntülerdir. İşte dünya da hakikatte bulunmayıp yok olacak bir görüntüdür. Dünya hayatı, hayaldir. Hakikat ise ahiret hayatıdır. Dünya hayatı, hakikat olan ahiret hayatının aynadaki görüntüsü gibidir. Nasıl, aynada ki görüntü bir müddet durur ve karşısındaki hakikat çekilince görüntü kaybolursa, taş çevrilmeyince daire görüntüsü kaybolursa, dünya da, bir gün kaybolacak görüntüdür. Vehmin arkasından koşan hayalperesttir. Hayalin ideali olmaz. İnsanın ideali, hayalhane olan bu dünya olmamalıdır.
Add comment Mart 4, 2009
aşk aşkım
Aşkım seni nasıl severim bilirmisin?
Nefes almam seni anarken
Kalbin bende seni asla terketmem
Ölümken bile eminim dilimdesin
Aşkım seni nasıl özlerim bilirmisin?
Yangın yeri yanar için için
Derin yara acır gizli gizlice
Severim seni, özlemeyi, herşeyini
Aşkım benimsin paylaşamam
Zannederim yanlız benim içinsin
Söylermisin benim gibi seven var mı seni?
Her gün , dakika ben seninleyim bilirmisin?
Aşkım söyle ne yapayım
Aykırı herşey aykırı biçare
Sen nasıl sevildiğini bilirmisin?
Söylermisin aşkım sana nasıl kanayım?
Aşk aşkım aşk birtanesin neyleyim?
Add comment Şubat 24, 2009
ÖLÜMÜM VAR
Ölüm var
Kolun, kanadın düştüğü gün var
Herne varsa işin yarım kalan gün var
Dilinin son kalan sözü var
Ölüm var
Kara toprakların kucak açtığı gün var
Bilinmezlere kalan sonun var
Kimler taşır hazırmısın?
Ölüm var
Her kişiden ayıran zaman var
Zamanı bilinmeyen an var
Ne acıdır akibet ne götürürsün
Ölüm var
Bir parça seccaden kadar
Soğuk, yanlız ve kimsesesiz
İşitip cevap veremediğin toprak var
Ölüm var
Ateşmi yerin, cennet bahçesimi?
Bilinmeyen nice halin var
Dua beklersin çokça isteğin var
Ve Ölüm Var
Add comment Şubat 24, 2009
KARA KARANLIK AŞK
KARANLIK AŞK
Hem kara, karanlık Aşığım sana bu nasıl bilmiyorum
Hem çırılçıplak Kaybedersem diye korkuyorum
Bilmediğin kaldımı bende? Ateş düştü yüreğime, hemde aklıma
Seni çok özlerim Sensiz nasıl yaşarım bilemem
Uykusuz geceler Bildiklerimi unuttum isteyerek
Buhran nasıl işler Tek sen varsın artık
Bilinmezler ezberlenir Nasıl anlatılır bilemem
Seni çok özlerim Her yer sensin, heryere taşırım
Karanlık benim Severek, istekle yanarım
Bulanık benim Kavuşulmaz, vuslat isterim
Sen berrak tertemiz Seni başka çok başka severim
Seni çok özlerim Sana benden daha yakın kim var bileyim
Kara karanlık ve hemde aydınlık Ben zannederim ki paylaşamam
Işıksın ben nasıl göreyim Eyvah sakın geri alma sevgini
Pırıl pırıl parlarsın hayranım Buram buram yanarım
Seni çok özlerim. Bilirim çok sevilirken
Bundan da haberdersin.
GÜNEŞ GİBİ
Kavurucu güneş gibi
Yakıcı ateş gibi
Alev alev yangın gibi
Söndüren su gibi
Güneş gibi güneş gibi
Şeffaf saydam gösterir içimi
Öyle aydınlatır ki
Görürüm görmediklerimi
Saklarım, saklayamam
Herkes bilir ben söylerim
Suskun dilim susmaz oldu
Gülmez yüzüm güler oldu
Açık yara kapanamaz oldu
İplerim elinde oyuncak oldu
Ben nereye sen oraya
Güneş gibi, güneş gibi
Yak beni eriyeyim
Soldur beni kuruyayım
Bak bana biteyim
Tükenen hayatımı tamamlayayım.
Add comment Ocak 29, 2009
24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN
DOÇ. DR. HÜSEYİN ÇELİK MİİLİ EĞİTİM BAKANI MESAJI;
24 KASIM MEB GÖV. TANITIM BELİRLİ GÜNLER
Görme Engelli Erdoğan Yıldız, Yılın Öğretmeni Oldu tıklayınız
Türkiye’nin 7 ilinde bin 553 öğretmenle yüz yüze görüşülerek yapılan
ankete göre eğitimcilerin yüzde 53′ü, yetersiz gelire rağmen meslek
seçimi yapmaları gerekse yine öğretmen olmayı tercih edeceklerini
belirtti.
Add comment Kasım 24, 2008



























